The Gods Must Be Crazy – Tanrılar Çıldırmış Olmalı
Süre: 109 Dakika
Ülke: Botsvana , Güney Afrika
1980
Kalahari çölünde yaşayan Xi ve kabilesi, batı kültürü ile alakasız komün hayatı tarzında ilkel bir yaşam sürmektedir. Ancak bir uçaktan atılan Coca-Cola şişesi her şeyi değiştirecektir! Tanrı tarafından gökyüzünden gönderildiğine inanılan Coca-Cola şişesini günlük işlerinde alet edevat olarak kullanmaya başlayan kabile, bir süre sonra şişeyi paylaşamaz hale gelir.
İlk başta Tanrı tarafından bir hediye olarak gördükleri bu şişe, zaman geçtikçe kabile içinde geçimsizlik, kıskançlık, nefret gibi daha önce hiç yaşamadıkları duyguları yaşamalarına sebep olur. Bu durum karşısında Xi, şişenin tanrıya geri gönderilmesine karar verir ve dünyanın sonuna doğru bir yolculuğa çıkar. Amacı şişeyi dünyanın sonundan aşağı atmaktır. Ancak bu yolculuk sırasında Xi'yi birçok sürpriz beklemektedir.
Modern dünya ile kara Afrika’nın sıcak temasına şahit olduğumuz The Gods Must Be Crazy, bizim medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavarı yerden yere vururken, seyirciyi de o ‘ilkel’ göçebe kabile hayatına özendiriyor. Başrol oyuncusu N Xau gerçek bir Bushman ve modern hayatın getirdiği, filmde kullanılan birçok alet edevatı çekimler esnasında gerçekten de hayatında ilk defa görmüş. Filmin bu derece komik ve doğal olmasının en önemli sebebi bu. Ancak benim merak ettiğim bambaşka bir şey; o kabile üyelerinin hayatına kameralar, ışıklar setteki diğer teknolojik aletler ve kendilerine komutlar veren insanlar girdikten sonra eskisi gibi sahip olduklarıyla yetinebilen yaşam tarzlarını sürdürebilmişler midir acaba?