Der Letzte Mann – Son Adam
Süre: 77 Dakika
Ülke: Almanya
1924
I. Dünya Savaşı sonrasında Berlin'in lüks otellerinden birinin üniformalı iri yarı kapıcısı, yaşlandığı ve görevini aksattığı gerekçesiyle çok sevdiği ve gurur duyduğu bu prestijli işinden alınarak tuvalet bekçiliğine verilir. Oturduğu mahallede ve yakın çevresinde kendisine kral muamelesi yapılmasını sağlayan fiyakalı üniforması elinden alınan yaşlı adam, bu aşağılanma karşısında kedere boğulur ve kendine olan güvenini kaybeder ancak hayat mücadelesini de sürdürmeye çalışır.
Çoklarına göre Murnau'nun başyapıtı sayılan The Last Laugh, çevrildiği yıl o zamana kadar yapılmış en iyi film olarak değerlendirilmişti. Filmin görüntülerini dönemin en önemli görüntü yönetmenlerinden Karl Freund çekmiştir. Freund kamerayı o denli devrimci ve kıvrak bir üslupla kullanmıştı ki, Carl Mayer senaryoyu yeni kamera hareketlerine göre yeniden yazmak zorunda kalmıştı. Bir bakıma Freund'un kamerası filmin karakterlerinden biri olup çıkmıştır.
Son Adam 1924 Almanya yapımı siyah beyaz dramatik filmdir. Özgün adı Der Letzte Mann olan bu sessiz film ABD’de The Last Laugh (Son Gülüş) adıyla gösterime sunulmuştu.
Senaryosunu Carl Mayer’in yazdığı filmi sessiz Alman sinemasının yaratıcı sinemacısı F.W. Murnau yönetmiş, başrolünde ise Emil Jannings oynamıştı. Çoklarına göre Murnau’nun başyapıtı sayılan bu film çevrildiği yıl o zamana kadar yapılmış en iyi film olarak değerlendirilmişti. Filmin görüntülerini dönemin en önemli görüntü yönetmenlerinden Karl Freund çekmiştir. Freund kamerayı o denli devrimci ve kıvrak bir üslupla kullanmıştı ki, Carl Mayer senaryoyu yeni kamera hareketlerine göre yeniden yazmak zorunda kalmıştı. Bir bakıma Freund’un kamerası filmin karakterlerinden biri olup çıkmıştır.
Film çekildiği tarihte hem biçimsel hem de üslup olarak sinemaya birçok yenilik getirmişti. “Son Adam” kameranın sabit durumundan kurtulup özgürce hareket ettirildiği ilk filmlerden biridir (unchained camera, özgür kamera). Daha filmin başında kamera asansörle beraber otel lobisine iner ve lobiden döner dış kapıya kadar kayarak ilerler ve filmin kahramanına ulaşır. Bu “Dolly” adı verilen ve hareket halinde çekim yapılmasını sağlayan kamera taşıyıcılarının ilk prototipi bu filmde kullanılmıştı, yani film kamerası basitçe bir bebek arabasına yerleştirilerek raylar üzerinde kaydırılmıştı.
Ayrıca o zamana kadar hiçbir film bir kişinin ruhsal durumunun detaylarına bu derece eğilmemişti. Bilerek bozulmuş çarpıtılmış grotesk görüntüler filmin kahramanının ruh halini yansıtmak için kullanılmıştır. Üniformasını otelden gizlice çalıp kaçarken suçluluk duygusu içindeki yaşlı adam, alkolün de etkisiyle oteli üzerine yıkılacakmış gibi görür. Kızının düğününde kendisini psychedelic görüntüler eşliğinde olağanüstü büyük bir döner otel kapısının önünde hayal eder (döner kapı aynı zamanda kaderi temsil etmektedir), altı görevlinin kaldıramadığı devasa bir bavulu tek eliyle tüy gibi kaldırıverir vb. Film, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Alman halkının aşağılanma ve utanç duygularını çok iyi yansıttığı gibi, kapıcının bir mareşalinkine benzeyen üniformasına adeta fetişizm derecesinde bağlanması, silahsızlanmaya zorlanmış Almanyanın düzene ve disipline olan özlemini de yansıtmaktadır. Ayrıca ileride yükselişe geçecek olan Nazi partisinin de sinyallerini vermektedir. Üniforma bir aidiyet hissini temsil eder, üniforması sırtındayken kapıcı bir birey olmaktan çıkar ve kendisini büyük bir organizasyonun parçası olarak hisseder, onu sırtından çıkardığı anda ise kendi gözünde bile bir hiçtir artık.
Bu dışavurumcu sessiz filmde hemen hemen hiç ara yazısı yoktur, bu anlamda sinemadaki gerçekten sessiz (ve sözsüz) ender filmlerden biridir. Sadece son 15 dakikasına gelindiğinde filmin tek ara yazısı çıkar. Bu ara yazısında yönetmen kelimenin tam anlamıyla gerçeküstücü sayılabilecek şu mesajı verir “..aslında yaşlı adam ağır ağır tükeneceği bir trajediye doğru gidecekti, ama yazar onun için gerçek hayatta hiç gerçekleşmeyen bir hikâye yazdı..” der.
Film 1920’lerde Alman sinemasının başat sinema akımlarından hem “Dışavurumcu” (Ekspresyonist) sinema akımına, hem de Kammerspiel adı verilen ve “oda tiyatrosu”‘ndan etkilenmiş bir sinema akımına dahil edilebilir.
“Son Adam” 1920’lerde Alman sinemacılara ABD sinemasının yolunu açan öncü film olmuştur. Bu filmden sonra Murnau, Jannings ve Karl Freund ABD’ye giderek orada film yapmayı sürdürdüler.Jannings ABD’de bir Oscar aldıktan sonra Almanya’ya geri döndü, Marlene Dietrich’le ünlü filmi Der Blaue Engel’i (Mavi Melek) (1930) çektikten sonra Naziler için çalışmaya başladı ve savaştan sonra gözden düştü.
Sinema sanatının çok önemli bir filmi. 100 yıllık bir klasik film. Sinefiller kaçırmamalı.
Filmi çok beğendim. Klasik ve tam anlamıyla olağanüstü bir çalışma. Sinemanın kilometre taşlarından. Gerçek sanatseverler için. Paylaşım için teşekkürler Uğur Film sayenizde böyle nadide filmleri seyretme imkanı buluyoruz.