War and Peace – Savaş ve Barış
Süre: 208 Dakika
Ülke: ABD , İtalya
1956
Leo Tolstoy'un ölümsüz edebiyat klasiği, Hollywood'un Altın Çağ'ının büyük isimleriyle sinema ekranlarına geliyor. Başrollerde Audrey Hepburn, Henry Fonda ve Mel Ferrer ile Savaş ve Barış, Napolyon'un Rusya'yı istilasıyla gelişen olayların ardında muhteşem bir savaş, macera ve aynı zamanda aşk filmi.
1956 yapımı War and Peace - Savaş ve Barış, Türkçe altyazılı izle meniz için sizlerle...
Tam bir şaheser.
Süper bir film.
Ustalar geçidi adeta.
Özellikle Oskar Homolka’nın olduğu sahnelerde gözyaşlarımı tutamadım.
Herbert Lom Napolyon dan daha fazlası.
Benzeri yapılamadı henüz
tabi ki benim bildiğim kadarıyla.
Ölmeden önce seyretmeniz gereken film listesinin
üst sıralarında yer alması icap eder kanaatindeyim.
İyi seyirler.
O zaman bu seriyi izlememişsiniz. Çok yazık;
https://ugurfilm3.xyz/voyna-i-mir-i-andrey-bolkonskiy/
stu386
İtalyan Atasözü :
Bin olasılık bir hakikat etmez.
Yanıldınız.
Seyrettim.
Ama beğenmedim.
Bence soğuk savaş döneminin bilmem ne yarışının tezahürü olmuş maalesef.
Hollywood 1956 da çekmiş
Sovyetler 1965 de.
Kendi edebiyatlarına, tarihlerine değer vermeyi USA den mi öğrenmeleri
gerekirdi ?
1917 Ekim devriminden 1965’e kadar neyi beklediler ?
Durgun akardı Don filmini bile 1957 de çekerken
ya USA’deki KGB ajanları Kruscev’e 1956 dan önce böyle bir film çekecekler
biz elimizi çabuk tutalım onları geride bırakalım istihbaratını iletmedi
ya da Kruscev sadece devrimi baz alan filmlerde ısrar etti.
Velhasıl durum bundan ibaret.
İyi seyirler.
O atasözü “Bin olasılık bir hakikat etmeyebilir” olmalıydı. Bazen olasılıklar hakikat de eder. İzlemediğinizi düşünerek yanılmış olabilirim ama 2 film arasındaki kalite farkını anlayamadığınızı düşündüm yazdıklarınızı okuyunca. Neyse size de iyi seyirler.
stu386
Durgun Akardı Don filmini David Lean (Ryan’s Daughter’s Director) Sovyetler’den çok daha güzel çekerdi.
Aklıma gelmişken yazayım sonra unuturum.
Bu da benim fikrim.
Kalite farkını anlayamadığımı düşünüyorsunuz
mutlaka % 100 haklısınızdır.
Zihnime, gönlüme, ruhuma hitap ediyorsa şayet
o film benim için kalitelidir bir uzman tersini iddia etse de farketmez.
Sizi de bu hususta uzman kabul ediyorum.
Ben sadece seyirciyim ve fikrimi seyirci olarak beyan ediyorum.
Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza USA ve SSCB versiyonlarının ikisini de
beğenmedim mesela.
Çehov’un Martı ve Vanya Dayı oyunlarının da keza aynı şekilde.
Çehov sağ olsaydı ve seyretseydi beğenirdi belki,
ama ben Çehov değilim ve beğenmedim.
Oyun olarak mükemmeller ama film olarak vasatlar.
Virtualbox ile Windows 10’a XP kurulumunu yapamadım bu arada.
İyi seyirler.
Sevgili Fazıl Çelik;
Savaş ve Barış’ın King Vidor versiyonunu çok uzun zaman önce Lise yıllarında TRT’den izlemiştim; ki tam o sırada romanı okumakla boğuşuyordum. Bana romanın yanında çok yavan ve üstün körü gelmişti. Belki de Tolstoy’un sözcüklerini aynı zamanda okuduğum için bana öyle gelmişti itiraf edeyim. Sergey Bondarchuk versiyonunu yakın zamanda izledim ve kendimi romanın içine hissettim. Genelde iyi edebiyat uyarlamalarının film versiyonlarını izlememeyi tercih ederim. Romanın tadını vermeyeceğini düşünürüm. Filmi kitabın 4 cildini ayrı ayrı 4 bölüm halinde çekildiğini görünce izlemeye karar verdim. Bence filim nadir iyi edebiyat uyarlamalarından. Yine itiraf etmeliyim ki örneğin bir Suç ve Ceza uyarlaması görsem; ki bu sitede SSCB uyarlaması da var izlemekten uzak duruyorum. Belki de yine bir önyargı ama romanın büyüsünü kaybedeceğini düşünüyorum izlediğimde.
David Lean’e gelince. Eğer Lean, Dorgon Akardı Don’u uyarlasaydı da yine izlemekten kendimi imtina ederdim. Aslına bakarsanız romanı okuduğumda sinematik bir yapısı olduğunu düşündüğüm halde. Benim gözümde Lean sanatçı bir yönetmen değil iyi bir zanaatkar yönetmendir. Romana ek bir katkı yapabileceğini düşünmüyorum. Tıpkı King Vidor gibi. Her ne kadar Charles Dickens uyarlaması Oliver Twist’i severek izlemiş olsamda yine uzun yıllar önce. Belki de romanı okumadığından olabilir. 🙂
Hitchcock iyi romanlardan iyi film olmaz derdi; ki Suç ve Ceza’yı neden çekmiyorsun diye sorulduğu rivayet edilir. O yüzden Batılıların Pulp Fiction diye tabir ettiği 2. sınıf roman uyarlamarını tercih etmiş ve eldeki konuyu iyi sinema sanatına dönüştürmeyi başarmıştır.
Karamazok Kardeşler’i yaklaşık 10 sene önce rastlantı sonucu gecenin bir vakti ABD versiyonunu izleme gafletinde bulundum. Sırf meraktan ve o an yapacak pek bir şey bulamadığımdan. Richard Brooks gibi saygın bir yönetmen uyarlamasıydı üstelik. Dört başı mamur bir sanat eserinin nasıl piç edildiğine tanık oldum.
Bu arada Cehov’un Martı ve vanya Dayı adlı oyunlarını sadece tiyatro sahnesinde izledim, filmlerini izlemedim. Sanırım sanatçı da öyle izlenmesini tercih ederdi diye düşünüyorum. 🙂
Sevgiyle kalın, iyi seyirler…
stu386
SSCB zaman makinesiyle o yıllara gidip savaş ile ilgili bölümlerin birebir aynısını çekse hatta kitapta bahsi geçen karakterlerde gerçek olsalar ve onları da kurguda birleştirse benim aradığım bu değil.
Belgeseller bu iş için varlar.
Edebiyat, sinema başka bir boyut.
Kollektif bir çalışmanın ürününün bana güzel duygular yaşatmasıdır aradığım sadece.
Soğuk savaş döneminde yapılan bu film bildiğim kadarıyla ve aklımda kaldığı kadarıyla USA versiyonuna bir karşılık olsun aman geç kaldık ama altta kalmayalım emperyalistlere ne kadar büyük olduğumuzu ispatlayalım rövanşı mutlaka alalım kaygısıyla ve çok da büyük maliyetle çekilen bir cevap filmi.
Karşımızda ; arkalarında Politbüro ve KGB nin baskısını derinden hissederek çalışan sanatçıların aman yanlış bir şey yaparsak (hatta yapmasak bile) soluğu Sibirya’da yada Gulag Takım Adalarında alırız diye bin bir korku ve endişe ile neredeyse patlatacak kadar pompalama sonucu iyice şişirilmiş ve bir propaganda unsuru olarak öne çıkmış bir film var.
(Sonradan kağıttan kaplan oldukları da ortaya çıktı ama konumuz bu değil.)
Bizim bir Tolstoy’umuz var,
ehil sanatkarlarımız, sinamacılarımız var
diyerek neden herkeslerden önce yapmadılar ?
Bu onların asli görevi idi, kendilerine milletlerine ve Tolstoy’a karşı.
USA erken davranıp golü atınca uyandılar Tolstoy bizimdi demeye başladılar.
Velhasıl bu filmde aşina olduğum sevdiğim saydığım oyuncuların olması
ve işlerini de içlerinden gelerek yapmaları filmi güzel yapan etkenler.
Fark ettiyseniz hangisini beğenip hangisini kifayetsiz bulduğunuz konusunda
sizi eleştirmedim. Gönlünüz hangisine yattıysa sizin için o güzeldir ve bu konu sadece sizi ilgilendirir.
Film hakkında Rus bir kadınla sohbet etmiştim
15 sene kadar önce. Onun vasıtasıyla Ruslarında aynı filmi çektiğini
öğrenmiştim.
Biz daha iyisini çektik demişti.
Rus olduğu için durumu normal karşılamışdım.
Daha sonraları bir gün aklıma geldiğinde filmi internetten bulup seyrettim.
Neyse sizle de bu vesileyle sohbet imkanı buldum.
Teşekkür ederim yazdıklarınız için.
İyi seyirler.
Sevgili admin. sayenizde geçmişe yolculuk muhteşemdi emeğinize sağlık teşekkür ederim.
Olağanüstü…
3buçuk saat nasıl geçti anlamadım bile