Rashômon – Raşomon: Sarı Irkın Şehveti
Süre: 88 Dakika
Ülke: Japonya
1950
Bir kişinin ormanda cesedi bulunmuştur. Bu ölen adamın karısına da tecavüz edilmiştir ve bütün kasaba polisi bu olayı yapanları aramaktadır. Olayı gören üç şahit vardır: bir seyyah, bir köylü ve bir eşkıya. Bu üç kişi, teker teker ifadelerinin dinlenmesi için çağrılır ancak tecavüz edilen kadın da dahil hepsi olayı farklı bir şekilde anlatmaktadır. Böylelikle içinden çıkılması zor bir durumla karşı karşıya kalınır. Acaba olay nasıl olmuştur ve katil kimdir?
muhteşem bir film.görsel şölen,katmanlı yapısıyla tadına birkez izlemeyle varılamayacak,marul misali yaprak yaprak bir film.izlerken sürekli bir düşünme,düşündüklerinizi damıtma ve süzgeçten geçirme durumu oluyor.Bakış açısının göreceliği üzerine bir film ve anlatılanlar ister gerçek olsun ,ister vicdanımızı rahatlatmak ve ikna etmek için bir yalanın zamanla gerçekliğe dönüşmüş sureti olsun asıl mesele iyi ile kötünün,nefis ile şehvetin,öfke ile kederin,ruh ile maddiyatın çatışması.filmde ve öyküde zaman zaman iyi olan karakterin kötü yanını,zayıf ve acınası yanını görüp iyiliği sorguluyoruz, zaman zamanda kötü olan karakterin insanı yanını görüp kim iyi,kim kötü ikilemde kalıyoruz ve ikisi içiçe geçiyor çoğu zaman gerçekte de öyle değil midir zaten.film bütün duyguların(istisnasız bütün duygular) toplandığı ve bunu yaparken mistik olanı da içinde bulunulan zamanın da ruh halinin de ötesine geçeni ezeli ile ebedinin dansı sanki ve bütün bunlar film boyunca kesilmeyen bir nevi filmin gizli şahidi konumundaki müzikle beraber anlatılıyor öyle bir müzik ki zaman zaman korkutucu,zaman zaman hüzünlü,zaman zaman çaresiz,zaman zaman tedirgin edici bir işlev görüyor sanki tıpkı insanoğlu ve filmdeki karakterler gibi.bu zamana kadar izlemediğime ,ertelediğime hayıflandim ve beklentimin çok ötesindeydi akıcılık anlamında da daha ağır ve yavaş sanıyordum ki iç dinamiği de dış dinamiği de çok güçlü.
İnsanların gerçek dediği şeyin kendi akıllarından geçenden başka bir şey olmadığını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Üstelik gerçek denen şey her zaman insanların yalanlarından veya subjektif bakışlarından ileri gelmiyor. İnsan hiçbir şey yapmasa bile gerçeği bir şekilde değiştiriyor ve aslında kendisi bile bunun farkında değil.
Neyin gerçek olduğunu, objektif gerçeğe ulaşabilmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan nefis bir film. Zamanının ötesinde demeyeceğim çünkü bu denli güzel filmler o zamanlara ait zaten.
Anlatılmak istenen ana fikir iyi,film sıkıcı 🙂
Ryunosuke Akutagava’nın öyküsünden uyarlama olan bu filme ayrı öyküye ayrı bayıldım.Y önetmenin bence en iyi filmi olabilir.
2.defa izliyorum. harika bir film…
7/10 teşekkürler Uğur Film Ekibi…