A Matter of Life and Death – Aşk ve Ölüm
Süre: 104 Dakika
Ülke: Birleşik Krallık
1946
2. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz pilot Peter ve Amerikalı kadın subay June telsizde tanışır ve birbirlerinden etkilenirler. Uçağı yara alan Peter paraşütsüz olarak atlamak zorunda kalır ama kurtulur. Bir sahilde kendine gelir, June’la tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Bu arada Öteki Dünya’da, Peter’ın oraya geçişini sağlamakla görevli 71 Nolu Yönetici’nin sis yüzünden onu bulamadığı anlaşılır. Yönetici canını almak üzere Peter’la iletişime geçer, ama o dünyayı bırakmak istemez. Arada oluşan 20 saatlik kayma sırasında aşık olmuştur ve bu onun kabahati değildir… Peter’ın talebi üzerine, Öteki Dünya’daki Temyiz Mahkemesi genç adamın durumunu görüşmek üzere toplanır.
FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI OLAN HOŞ BİR FİLM.
En iyisi bı site
Öncelikle şunu söyleyeyim, bu filmin günümüz gelişmiş sinema teknolojisi ile tekrar çevrilmesi lazım (baktım, aynısı yok, ama benzeri filmler var tabi) Nedeni: Dünya fiziki insanı ile öbür alem varlıkların birbirlerinden farklı görünümleriyle ilgili. Onlar genelde daha saydam görünürler çünkü. Öyle olsa çok daha ilgi çeker. Bu filmde hepsi tamamen net fiziki insan görünümünde. Ama neyse konuya gelelim, o önemli.
Konu; ölümden sonra yaşam, ölümden dönüş, Araf’ta geçen ve ruhun yüksek varlıklarla aralarında alınan kararlar ile ilgili..
Yani ruhun bedeni tam olarak terk etmediği, bedenle arasındaki gümüş ipin henüz kopmadığı anlar.
Böyle filmlerin yararı dinlerdeki kesin hükümlü bazı anlaşılmazları daha aydınlatıyor olması.
Mesela din, vade geldi mi ne bir gün ne bir dakika şaşmaz der. Hayır öyle değil. Eğer insanın ona tanınan bir hak olan özgür iradesi ile sürdürdüğü yaşamında illaki halletmesi gereken ama ölüm vadesi geldiği halde halledemediği çok önemli bir şey söz konusu ise ve bu ona veya insanlığa yarar sağlayacak bir durum ise ve tüm şartlar oluşmuşsa bu vade türlü şekillerde ölümü atlattırılarak uzatılabilir. (Aynı filmde ki gibi)
Bunu Spiritüalizmle ilgilenenler daha iyi anlayacaklardır. Puanım 8
Bu değerli film için Uğur Filme çok çok teşekkürler…
Bu filmin orijinali, Here comes Mr. Jordan (1941). Evet film iyi fakat Pressburger & Powell genel olarak overrated (Red Shoes hariç). Roger Livesey bunların birçok filminde gayet banal ve yavan bir ingiliz propagandası yapar. Scorsese’nin ayılıp bayılmasını toz pembe çocukluk anılarına bağlıyorum. Yine de kesinlikle izlenmeye değer.