Bathory
1080P IMDb : 5.7
1080P

Bathory

 Süre: 141 Dakika

 Ülke:  , , , ,

  


Bathory: Countess of Blood, insanlık tarihinin en büyük katili olarak bilinen Kontes Elizabeth Bathory'nin hayatı ve eylemleriyle ilgili efsanelere dayanmaktadır.

 3.260İZLENME

 0BEĞEN

 0BEĞENME

Detay
leyladansonra


Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
1Favori Ekle Sonra İzle
5.1
Toplamda 7 oy verildi.
Sorun Bildir





Yorum Alanı 1 Yorum Yapılmış
  1. avatar
      hakan sonok 16 Temmuz 2024 12:23:49

    Bathory: Countess of Blood

    Nazi Almanyasının kitle imha kamplarında öldürülen on milyonlarca insana uygulanan işkence yöntemlerinin ve Donatien Alphonse François, Marquis de Sade (1740-1814) tarafından 1785’te (Fransız halk ayaklanmasından 4 yıl önce) yazılan ve ilk kez 1904’te yayınlanan “The 120 Days of Sodom” adlı romanın esin kaynaklarından bir tanesi Macar Kontes Erzsébet Bathory’nin (1560-1614) efsanelere, masallara konu olan serüvenleriydi…

    Ancak Kontesin korkunç, dehşet verici, ürpertici, uykularınızı kaçıran kan gölü hikayesi tarihi gerçeklerle ne derece uyuşuyordu? Gerçekten tümüyle ya da birazcığıyla yaşanmış mıydı? Anlatılanlar abartılardan, yalanlardan ve iftiralardan oluşan bir silsilemiydi?

    410 yıl önce ölen bu süper zengin kadın hakkındaki iddiaların yüzde kaçı doğruydu?

    Erzsébet Bathory’yi konu alan filmler:

    Bathory: Countess of Blood ( 2008 ; yönetmen: Juraj Jakubisko; baş rol Anna Friel)

    The Countess (2009; yönetmen, senaryo yazarı, baş rol: Julie Delpy)

    1500’lü 1600’lü yıllarda Macaristan’da feodal yapı, şatolarında, kalelerinde yaşayan derebeyleri, aristokrat toprak ağaları, bir çeşit burjuvazi, onların fena halde sömürdüğü ve onların kölesi olan zavallı, gariban köylüler vardı…

    İşte bu derebeylerinden biri de Erzsébet Bathory’di (1560-1614)…Kocası Ferenc Nádasdy (1555-1604) Türk akıncılarla ülke çapındaki savaşlarda görevliydi ve insan azmanı koca eşinin yatağında pek az zaman geçirebiliyordu…

    Ferenc Nádasdy, eve geldiğinde çok aşırı içki içip eşine tecavüz etmiş, o sırada hamile olan Erzsébet’in karnındaki bebek bu tecavüzden etkilenerek ölü doğmuştu…Erzsébet’in Macaristan’daki uçsuz bucaksız arazilerini elinden almaya kararlı bir diğer aristokrat derebeyi, toprak ağası György Thurzó (1567 – 1616) kadının sonsuz gençlik ve güzellik elde edebilmek için büyücülerle anlaştığını, büyücüleri kadrolu elemanı olarak beslediğini, çalıştırdığını,yüzlerce, binlerce ergenlik çağındaki genç bakire kızı öldürterek bunların kanlarında her gün banyo yaptığını ve bu sayede 30 yıl boyunca 20 yaşında gösterdiğini iddia etmiştir…

    Erzsébet’in hakkında mahkemelerde davalar açılmış, suçlama dosyaları ve iddianameler hazırlanmış, serüvenleri Guinness Dünya Rekorlarına konu edilmiştir…

    Erzsébet hakkında oluşan şehir efsaneleri öylesine kapsamlıdır ki, öylesine dallanıp budaklanmıştır ki, 1571-1610 tarihleri arasında yaşayan İtalyan ressam Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun (genellikle Roma, Napoli, Malta ve Sicilya’da faaliyet göstermişti; hakkındaki 1986 tarihli ünlü film Derek Jarman imzasını taşır) bile dönemin Macaristan’ının süper zengini olan kadının elemanlarından biri olduğuna ilişkindir…

    Erzsébet hakkındaki korkunç suçlamalar iddialar György Thurzó tarafından atılan iftiralar mıydı? 410 yıl önce ölen bu süper zengin kadın hakkındaki iddiaların yüzde kaçı doğruydu?

    The Countess (2009; yönetmen, senaryo yazarı, baş rol: Julie Delpy) Elizabeth Báthory (1560-1614) adlı Macar kontes ve suç ortaklarının tümü yoksul ailelerden gelen 650+ genç kadını binbir çeşit işkence uygulayarak katletmelerini konu alır…

    Kontes 1575 yılında evlendiği kocasının 1604’te 49 yaşında ölmesiyle seri cinayetlerine hız verir…Kocası Kontesin cinayetlerinden haberdar olmuş ve bunlara göz yummuştur…Kontes sonsuz gençlik ve güzellik elde edeceğini zannederek kurbanlarının kanında yıkanır…Kontes ve akıl hocaları, danışmanları bu kan banyosunun ona öldürttüğü genç kızların güzelliğini kazandıracağına, yaşlılığın kaçınılmaz izlerini geciktirebileceğine inanacak kadar sapıtmıştır…Kontes korkunç suçları ortaya çıktığında yargılanacak ve suçlarının ağırlığına göre ne yazık ki çok hafif bir ceza alacaktır…

    Kontes sadece Marquis de Sade adlı yazarın eserlerine esin kaynağı olmakla kalmaz; Pol Pot, Franco, Pinochet (Şili), Troçki, Stalin, Hirohito, Lenin, Hitler, 2. Leopold (Belçika), Mao, Ruhollah Khomeini, Mussolini, CIA, 1964-1985 Brezilya askeri diktatörlüğü,1930’lardan 1983’e kadar Arjantin diktatörlüğü, 1933-1959 Küba Batista diktatörlüğü, tüm sömürge sahibi Avrupa ülkelerinin işkencehanelerine de ilham kaynağı olacaktır…

Sitemizdeki tüm video içerikleri, çeşitli video servislerinden eklenmektedir. Video hak sahipleri kaldırılması istenen içerik ile ilgili olarak İLETİŞİM bölümünden yazmaları halinde en fazla 3 gün içerisinde içerik kaldırılacaktır. İLETİŞİM, sitemap