Dr.Tenma, Almanya'da oldukça iyi bir konuma gelmiş, ünlü ve yetenekli bir beyin cerrahıdır. Daha öncelikli bir hasta yüzünden eşini kaybetmiş bir kadının, kocasının ardından ağlamasını gördükten sonra bundan sonra hiç bir hastasına sosyal statüsüne göre öncelik tanımayacağına dair kendi kendine karar verir. Bu kararından sonra, kafasından vurulmuş bir çocuğu, belediye başkanına tercih eder. Bu kararı ona hastanedeki pozisyonuna, kariyerine, geleceğine ve nişanlısına mal olur. Tedavi ettiği çocuk bir süre sonra ortadan kaybolur. Bunu izleyen günlerde hastane müdürü ve Dr. Tenma'yı suçlayan bir kaç doktor öldürülür. Tenma, eski pozisyonuna getirilir; ama bu, onu cinayetlerdeki bir numaralı şüpheli yapmaya yeter.
Şimdiye kadar izlediğim en farklı anime. Animeden çok batı yapımlarına yakın. Hiç doğaüstü olay yok, hikaye Japonya’da değil Almanya’da geçiyor, sadece 1 tane japon karakter var, çizim stili diğer animelerden farklı. Ve bunlara rağmen izlediğim en kaliteli animelerden biriydi. Anime tarihinin en iyi yazılmış 10 karakteri listesi yapsam Monster en az 5 karakterle girer. Bazı yan karakterler başka animelerin ana karakterlerinden daha derin. Gelmiş geçmiş en iyi kötü karakterlerden birine sahip. Kesinlikle +18 ama bu +18’lik fazla kan veya cinsellik kullanılmasından gelmiyor, işlediği temalardan geliyor. Final biraz tartışmalı, seven de sevmeyen de var ama ben seven taraftayım. Anime veya animasyon sevmiyorsanız bile ilk dört bölümü izleyip denemenizi öneririm. Anime seviyorsanız kesinlikle izleyin.
Seriyi bitirdikten sonra resimli kitapları tekrar dinlemek için geri döndüm. Yazacaklarım serinin sonundan spoiler içeriyor. Son bölümü izlemeyenler sakın okumasın. Hikayeleri hatırlamıyorsanız “Barış Tanrısı” ve “Büyük Gözlü Adam ve Büyük Ağızlı Adam” hikayeleri için 56. bölüme, “Ruhenheim” hikayesi için de 69. bölüme bakabilirsiniz. “İsimsiz Canavar” hikayesinin yorumu için 37. bölümün altına bakabilirsiniz.
Barış Tanrısı ile başlayabiliriz. Ben Bonaparta’nın hikayelerinde kendi hayatından esinlendiğini düşünüyorum. Yani Barış Tanrısı kendisini vurmadı. Barış tanrısı aslında Franz Bonaparta’yı temsil ediyor. Bir zamana kadar yaptığı deneylerin iyilik için olduğuna inanıyor ve kendini bir Barış Tanrısı olarak görüyordu. Sonra Johan onun fikirlerini değiştirdi ve kendisinin bir Barış Tanrısı değil bir şeytan olduğunu fark etti. Bu sebeple yaptıklarından pişman olup inzivaya çekildi. Bu yüzden en sonunda intihar ettiğini düşünmüyorum. Sadece çocuklara isim vermeyi bıraktı ve köy hayatına döndü. (Ruhenheim hikayesine bağlanıyor)
İlk izlediğimde “Büyük Gözlü Adam ve Büyük Ağızlı Adam” daha az önemli gelmişti. Ciddi bir sembolizm yakalayamamıştım. Çocuklara neyi seçerseniz seçin sonu kötü bitecek mesajını verip nihilizme yönlendirmek için var ve başka amacı yok demiştim. Tabi Tenma’nın hikayesiyle parelel olduğunu görmüştüm. Tenma Johan’ı seçtiği için pişman ama diğer yolu seçse yine aynı derecede pişman olacaktı anlamına geliyor demiştim. Ama Bonaparta kitabı yazdığında henüz ilk bölüm yaşanmamış olduğu ve yaşansa bile Bonaparta’nın olaydan haberi olmayacağı için hatalı bir benzetme olduğunu biliyordum. Ama uzun süre sonra sonra bir aydınlanma yaşayıp hikayeyi çözdüm. Bonaparta’nın bu hikayeyi yazmasına neden olan olay annenin ikizlerin arasında kalması olabilir. Hikayeye böyle bakınca şeytan ise Franz Bonaparta’nın kendisi oluyor. Bu yorumla birlikte annenin Johan’ı da Anna’yı da gönderse aynı derecede mutsuz olacağı anlamı çıkar.
Ruhenheim en son yazılan hikaye. Kasabaya giden hırsız Bonaparta’nın kendisi. Oraya aslında suç işlemek yani deneylerine devam etmek için gidiyordu ama orada fikir değiştirip sıradan bir adam olarak yaşamaya başladı ve finalde gördüğümüz adam oldu.