Akira Kurosawa'nın ilk renkli filmi olan Dodesukaden (Dodes'ka-den), Tokyo'nun gecekondu mahallesinde yoksulluk ve acı içinde yaşayan insanların hayatlarını konu ediniyor.
japonlar zengin olur imajını yerle bir etti zihin dünyamda…aslında bende kendi çapımda fakirim. ..aşağı yukarı fakirliğin acısını hissedebiliyorum..çok fena..huzur içinde yat üstad Akira Kurosawa.
Dodes’ka-den (1970) ve Brutti Sporchi e Cattivi (1976) İki usta, (Kurosawa ve Ettore Scola) kameralarını varoşlara çevirmiş ve sinemada sıkça gösterilmeyen ayaktakımını anlatmış. Bize de, sinemanın büyüsüne kapılmak ve onun aracılığıyla kapitalizmin farklı coğrafyalarda aynı acıları yaşattığını anlamak düşüyor.
Çeşitli yönleriyle yoksulluk,çaresizlik, sefalet, sınıfsal olarak en alttakiler temalı en etkili filmler: “The Kid” (1921; Charlie Chaplin), “The Gold Rush” (1925; Charlie Chaplin) , “City Lights”(1931; Charlie Chaplin), “The Grapes of Wrath” (1940; John Ford), “Miracle in Milan-Miracolo a Milano” (1951; Vittorio De Sica), “La strada” (1954; Federico Fellini), “Le Notti di Cabiria” (1957; Federico Fellini), “Acı Hayat” (1962; Metin Erksan), “Umut” (1970; Yılmaz Güney), “Dodesukaden” (1970; Akira Kurosawa), “Ugly, Dirty and Bad-Brutti, sporchi e cattivi” (1976; Ettore Scola),”Pixote: A Lei do Mais Fraco” (1980; Hector Babenco), “Yol” (1982; Şerif Gören), “Ironweed” (1987: Hector Babenco), “Nomadland” (2020;Chloé Zhao)
Kurosawa’nın diğer filmlerinden farklı bir yerde duruyor bu film. Büyük kahramanlar ya da epik olaylar yok, daha çok kenarda kalmış insanların küçük dünyalarına bakıyorsun. Klasiklerinden farklı bir şey görmek isteyenler için kesinlikle ilginç bir yolculuk.
Sitemizdeki tüm video içerikleri, çeşitli video servislerinden eklenmektedir. Video hak sahipleri kaldırılması istenen içerik ile ilgili olarak İLETİŞİM bölümünden yazmaları halinde en fazla 3 gün içerisinde içerik kaldırılacaktır. İLETİŞİM, sitemap
Yılmaz Güney bu filmden ilham almış zannımca.
japonlar zengin olur imajını yerle bir etti zihin dünyamda…aslında bende kendi çapımda fakirim. ..aşağı yukarı fakirliğin acısını hissedebiliyorum..çok fena..huzur içinde yat üstad Akira Kurosawa.
Dodes’ka-den (1970) ve Brutti Sporchi e Cattivi (1976)
İki usta, (Kurosawa ve Ettore Scola) kameralarını varoşlara çevirmiş ve sinemada sıkça gösterilmeyen ayaktakımını anlatmış. Bize de, sinemanın büyüsüne kapılmak ve onun aracılığıyla kapitalizmin farklı coğrafyalarda aynı acıları yaşattığını anlamak düşüyor.
Konu olarak alakası olmasa da yönetmenin tarzının dışına çıkması anlamında Scorsese’nin After Hours filmine benzettim. İkisi de underrated
Çeşitli yönleriyle yoksulluk,çaresizlik, sefalet, sınıfsal olarak en alttakiler temalı en etkili filmler: “The Kid” (1921; Charlie Chaplin), “The Gold Rush” (1925; Charlie Chaplin) , “City Lights”(1931; Charlie Chaplin), “The Grapes of Wrath” (1940; John Ford), “Miracle in Milan-Miracolo a Milano” (1951; Vittorio De Sica), “La strada” (1954; Federico Fellini), “Le Notti di Cabiria” (1957; Federico Fellini), “Acı Hayat” (1962; Metin Erksan), “Umut” (1970; Yılmaz Güney), “Dodesukaden” (1970; Akira Kurosawa), “Ugly, Dirty and Bad-Brutti, sporchi e cattivi” (1976; Ettore Scola),”Pixote: A Lei do Mais Fraco” (1980; Hector Babenco), “Yol” (1982; Şerif Gören), “Ironweed” (1987: Hector Babenco), “Nomadland” (2020;Chloé Zhao)
boyle guzel site icin size minnettarim.lutfen mumkunse Nichiren to Mōko Daishūrai 1958 yil yapimi filmi yukleyin.
Kurosawa’nın diğer filmlerinden farklı bir yerde duruyor bu film. Büyük kahramanlar ya da epik olaylar yok, daha çok kenarda kalmış insanların küçük dünyalarına bakıyorsun. Klasiklerinden farklı bir şey görmek isteyenler için kesinlikle ilginç bir yolculuk.