Mel Brooks'un yönettiği ve başrolünde yer aldığı High Anxiety - Yükseklik Korkusu, yoğun akrofobisi (yükseklik korkusu) olan bir psikiyatristin akıl hastanesinde çalışmaya başlamasını ve sonrasında yaşananları konu ediniyor.
Yetenek avcıları, Hollywood imparatorları David O. Selznick ve Lew Wasserman’ın (Wasserman’ın bir başka keşfi Spielberg’dü) destekleriyle,teşvikleriyle marka haline gelen film yönetmeni Alfred Hitchcock, çocuk eğitimi konusunda hiçbir şey bilmeyen bir anne babanın ortak ürünüydü…Babası çocuk Hitchcock’u cezalandırmak amacıyla kısa bir süre de olsa onun karakolda nezaret hücresine kapatılmasını sağlamıştı…Annesi de çocuktan her günün akşamında geride kalan 24 saatin bir hesabını sormaktaydı…Karakolda kısa bir süre nezarete atılmasıysa Hitchcock’un hayatı boyunca beyninden-aklından kovamayacağı travmalara neden oldu…Kısaca ruhsal olarak oldukça arızalı bir adamdı… 54 yıllık bir evliliği kazasız belasız sürdürmeyi başaran bu obez ve gurme adamın evinde kadın kıyafetleri giydiği, filmlerinde çalıştığı kendisine asla ilgi duymayacak, hatta kendisinden tiksinen çok güzel kadın oyuncularını sürekli aşağıladığı, onlardan kamera önünde tam teslimiyet alabilmek için müstehcen fıkralar anlattığı, bundan büyük bir zevk , keyif aldığı ve kızına, yanında çalışanlara tüyler ürpertici eşek şakaları yaptığı biliniyor… Zaten filmlerinin temaları, ilgi alanları çok sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olmadığını kanıtlıyor…Hitchcock filmlerinde genelde iftira kurbanı masum karakterler üzerlerine atılan çamurlardan (suç iddialarından,suçlamalardan) kurtulmaya , aklanmaya uğraşırlar, çalışırlar… Hitchcock dul bir adamla evlenen kadının en büyük rakibinin ölen eşin anıları olduğu “Rebecca”yla Oscar ödülüne ulaşırken tüm filmlerinde kitle filmiyle sanat filmi konseptini evlendirmeyi başardı… Taşlama ustası Mel Brooks’un “High Anxiety”si Hitchcock’un filmlerine bir saygı duruşu niteliğindedir; Vertigo, Spellbound, Psycho, Birds gibi Hitchcock klasiklerine göndermeler vardır…Brian De Palma’nın yönettiği ve Paul Schrader’in senaryosunu yazdığı Obsession’ da Vertigo’ya bir hayranlık ifadesi ve aşk mektubudur… Hitchcock “High Anxiety”i seyrettikten sonra Mel Brooks’a teşekkür etmişti…Hitchcock sadece Mel Brooks’un değil Brian De Palma, Claude Chabrol, Eric Rohmer, Peter Bogdanovich, Paul Schraeder ve François Truffaut gibi meslekdaşlarının hayranlığını da kazanmıştı… Alfred Hitchcock’un İstanbul’daki kahvaltı menüsü: Sahanda yumurta, ızgara füme kaburga, fırın patates, domates, portakal suyu, çay ve kahveymiş… Hitchcock’un stres atmak ve sakinleşmek için başvurduğu filmlerden bazıları: Smokey and the Bandit, Lassie…Herhalde Saint Bernard cinsi bir köpeğin serüvenlerini konu alan Beethoven ya da Chihuahua cinsi bir köpeğin baş döndürücü polisiye öyküsü olan Beverly Hills Chihuahua’yı seyretmeye ömrü yetseydi, bunları da başucu filmleri arasına alırdı… Yararlandığım kitap: Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları / Domingo Yayınevi / Robert Schnakenberg
High Anxiety (1977) de beyazperdede güldürü sanatının en büyük ustalarından biri olan Mel Brooks gerilim filmleri dehası Alfred Hitchcock’un filmlerine saygı duruşu yaparken zekice bir şekilde Hitchcock filmlerinden aşağıda isimleri yazılı olanlara gönderme yapmayı başarmıştı:
Dial M for Murder (1954), Family Plot (1976), Frenzy (1972), North by Northwest (1959), Notorious (1946), Psycho (1960), Rebecca (1940), Shadow of a Doubt (1943), Spellbound (1945), Suspicion (1941), The Birds (1963), The Lodger: A Story of the London Fog (1927), The Man Who Knew Too Much (1934), The Man Who Knew Too Much (1956), The Ring (1927), The 39 Steps (1935), Torn Curtain (1966), Under Capricorn (1949), Vertigo (1958), The Wrong Man (1956).
Mel Brooks birkaç başyapıt birkaç da seyirciyi yeterince güldüremeyen film yaparak sinema tarihine geçti…The Producers (1967), Silent Movie (1976), High Anxiety (1977) çok yüksek düzeyli başarılardır…
Sitemizdeki tüm video içerikleri, çeşitli video servislerinden eklenmektedir. Video hak sahipleri kaldırılması istenen içerik ile ilgili olarak İLETİŞİM bölümünden yazmaları halinde en fazla 3 gün içerisinde içerik kaldırılacaktır. İLETİŞİM, sitemap
Bugüne kadar çevrilmiş en iyi güldürü filmlerinden biri…Mel Brooks harikası
Yetenek avcıları, Hollywood imparatorları David O. Selznick ve Lew Wasserman’ın (Wasserman’ın bir başka keşfi Spielberg’dü) destekleriyle,teşvikleriyle marka haline gelen film yönetmeni Alfred Hitchcock, çocuk eğitimi konusunda hiçbir şey bilmeyen bir anne babanın ortak ürünüydü…Babası çocuk Hitchcock’u cezalandırmak amacıyla kısa bir süre de olsa onun karakolda nezaret hücresine kapatılmasını sağlamıştı…Annesi de çocuktan her günün akşamında geride kalan 24 saatin bir hesabını sormaktaydı…Karakolda kısa bir süre nezarete atılmasıysa Hitchcock’un hayatı boyunca beyninden-aklından kovamayacağı travmalara neden oldu…Kısaca ruhsal olarak oldukça arızalı bir adamdı…
54 yıllık bir evliliği kazasız belasız sürdürmeyi başaran bu obez ve gurme adamın evinde kadın kıyafetleri giydiği, filmlerinde çalıştığı kendisine asla ilgi duymayacak, hatta kendisinden tiksinen çok güzel kadın oyuncularını sürekli aşağıladığı, onlardan kamera önünde tam teslimiyet alabilmek için müstehcen fıkralar anlattığı, bundan büyük bir zevk , keyif aldığı ve kızına, yanında çalışanlara tüyler ürpertici eşek şakaları yaptığı biliniyor…
Zaten filmlerinin temaları, ilgi alanları çok sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olmadığını kanıtlıyor…Hitchcock filmlerinde genelde iftira kurbanı masum karakterler üzerlerine atılan çamurlardan (suç iddialarından,suçlamalardan) kurtulmaya , aklanmaya uğraşırlar, çalışırlar…
Hitchcock dul bir adamla evlenen kadının en büyük rakibinin ölen eşin anıları olduğu “Rebecca”yla Oscar ödülüne ulaşırken tüm filmlerinde kitle filmiyle sanat filmi konseptini evlendirmeyi başardı…
Taşlama ustası Mel Brooks’un “High Anxiety”si Hitchcock’un filmlerine bir saygı duruşu niteliğindedir; Vertigo, Spellbound, Psycho, Birds gibi Hitchcock klasiklerine göndermeler vardır…Brian De Palma’nın yönettiği ve Paul Schrader’in senaryosunu yazdığı Obsession’ da Vertigo’ya bir hayranlık ifadesi ve aşk mektubudur…
Hitchcock “High Anxiety”i seyrettikten sonra Mel Brooks’a teşekkür etmişti…Hitchcock sadece Mel Brooks’un değil Brian De Palma, Claude Chabrol, Eric Rohmer, Peter Bogdanovich, Paul Schraeder ve François Truffaut gibi meslekdaşlarının hayranlığını da kazanmıştı…
Alfred Hitchcock’un İstanbul’daki kahvaltı menüsü: Sahanda yumurta, ızgara füme kaburga, fırın patates, domates, portakal suyu, çay ve kahveymiş…
Hitchcock’un stres atmak ve sakinleşmek için başvurduğu filmlerden bazıları: Smokey and the Bandit, Lassie…Herhalde Saint Bernard cinsi bir köpeğin serüvenlerini konu alan Beethoven ya da
Chihuahua cinsi bir köpeğin baş döndürücü polisiye öyküsü olan Beverly Hills Chihuahua’yı seyretmeye ömrü yetseydi, bunları da başucu filmleri arasına alırdı…
Yararlandığım kitap: Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları / Domingo Yayınevi / Robert Schnakenberg
High Anxiety (1977) de beyazperdede güldürü sanatının en büyük ustalarından biri olan Mel Brooks gerilim filmleri dehası Alfred Hitchcock’un filmlerine saygı duruşu yaparken zekice bir şekilde Hitchcock filmlerinden aşağıda isimleri yazılı olanlara gönderme yapmayı başarmıştı:
Dial M for Murder (1954), Family Plot (1976), Frenzy (1972), North by Northwest (1959), Notorious (1946), Psycho (1960), Rebecca (1940), Shadow of a Doubt (1943), Spellbound (1945), Suspicion (1941), The Birds (1963), The Lodger: A Story of the London Fog (1927), The Man Who Knew Too Much (1934), The Man Who Knew Too Much (1956), The Ring (1927), The 39 Steps (1935), Torn Curtain (1966), Under Capricorn (1949), Vertigo (1958), The Wrong Man (1956).
Mel Brooks birkaç başyapıt birkaç da seyirciyi yeterince güldüremeyen film yaparak sinema tarihine geçti…The Producers (1967), Silent Movie (1976), High Anxiety (1977) çok yüksek düzeyli başarılardır…