Hudutların Kanunu
Süre: 71 Dakika
Ülke: Türkiye
1966
Sınırda kaçakçılık yapan Hıdır, ektiği toprak çoraksa ve sürdüğü tarla kumsa yapabileceği tek işi yapmaktadır. Karşı taraftan buraya koyun gibi hayvanları kaçırarak hayatını kazanmaya çalışan Hıdır ve Hıdır'ın köyü, askerin gözünde bir suçludan başka bir şey değildir. Toprak ağalarının gözünde ise kullanılıp kenara atılabilecek bir araçtır sadece Hıdır. Çapraz ateş altında kalan Hıdır, yaşamak için kendi alanını açmaya çalışır. Bunu da temizlediği mayın bölgelerinde yapmaya çalışır.
Lütfi Akad'ın ilk toplumsal gerçekçi filmlerinden biri olan Hudutların Kanunu, Yılmaz Güney'in eserinden sinemaya uyarlanmış ve başrolünü de Yılmaz Güney'in oynadığı bir film olmuştur.
2011 Cannes Film Festivali'nde Martin Scorsese önderliğindeki Dünya Sinema Vakfı tarafından restore ettirilerek yeniden izleyiciyle buluşturulan Hudutların Kanunu (The Law of the Border), Türkiye Sinema Tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak yerini almıştır.
insanlar yaptıkları gayri meşru işlere mazeret uydurmak için böyle cafcaflı laflar ederler. kaçakçılığın ülke ekonomisine verdiği zararları anlatmaya kalksak yerimiz yetmez. Demokrasi insan hakları gibi dış destekli göz boyama retoriklerin anarşizmi bölücülüğü nasıl perdeleyip nitelikli politikaları boşa çıkarmaya çalıştığını günümüzde de örnekleriyle görmekteyiz.
Mantığa bak,ektiği toprak çoraksa ve sürdüğü tarla kumsa yapabileceği tek işi
(kaçakçılık) yapıyormuş,verimli bir toprak veya başka bir bir iş bulamıyor mu,bağlantıları olmasa kaçakçılık yapabilir mi,aklınca kaçakçılığı temize çıkarıyor,gerçek hayatta kimler kaçakçılık yapıyor merak ettim!!!
Mantığa bak,ektiği toprak çoraksa ve sürdüğü tarla kumsa yapabileceği tek işi
(kaçakçılık) yapıyormuş,verimli bir toprak veya başka bir bir iş bulamıyor mu,bağlantıları olmasa kaçakçılık yapabilir mi,aklınca kaçakçılığı temize çıkarıyor,gerçek hayatta kimler kaçakçılık yapıyor merak ettim!!!
belki yazdığınız yazıyla alakasız ama bu filmi kaçak siteden izleyerek siz de kaçakçılık yapmış olmuyor musunuz 🙂
Paralı yap neyse ödeyelim ,izleyelim,yönetici bey,konu ile alakası yok ama,admin Türkçe değil…Ayrıca eleştirimin nereye gittiğini anladın ,sanırım…
Ayrıca böyle bir siteyi yaptığınız için teşekkür ederim,bedelli abone olmaya hazırım,emeğinize karşılık…
şaka amaçlı söylemiştim zaten ya :)) valla bedel ödeyeceğim diyorsan instagram, twitter: ugurfilm adresinden bize ulaşabilirsin.
Elinize sağlık ,kolay gelsin…
ulan admin gibi adminsin ha uğur
insanlar yaptıkları gayri meşru işlere mazeret uydurmak için böyle cafcaflı laflar ederler. kaçakçılığın ülke ekonomisine verdiği zararları anlatmaya kalksak yerimiz yetmez. Demokrasi insan hakları gibi dış destekli göz boyama retoriklerin anarşizmi bölücülüğü nasıl perdeleyip nitelikli politikaları boşa çıkarmaya çalıştığını günümüzde de örnekleriyle görmekteyiz.
Boynu Bükük Öldüler romanı (yazarı Yılmaz Güney) okunursa sebebi daha net anlaşılır…Bir de hayatta hep . doğru bildiğin söylemelerden vazgeçmeyeceksin; söze neyle başlamışsan baştakiyle bitereceksin.
Türk sinemasının en güzel örneklerinden biri gerek senaryo gerek oyunculuklar gerçekten iyi ancak sansür ve teknik yetersizliklerin yarattığı bir kopukluk var fakat gene de kendi değerinden bir şey kaybeteyen bir yapıt.
Yorumlar filme merak uyandırıyor…Bu yıl bitmeden seyretmek istiyorum…Uzun yıllar önce seyretmem gerekiyordu aslında…