Il Portiere Di Notte – Gece Bekçisi
Süre: 118 Dakika
Ülke: İtalya
1974
Viyana'da bir otelde konaklamakta olan eski bir Yahudi tutsak, toplama kampında gördüğü bir Nazi subayına rastlar. Bu şok edici karşılaşmanın etkisi silinmeye başladıkça ortaya bambaşka bir durum çıkar. Aralarındaki şiddet üzerine kurulu ilişki erotik bir hale gelir. Sonunda iki farklı tarafta olan bu iki düşman, aynı cepheye geçer. Ancak bu kez de çevredeki Nazilerin dikkatinden kaçamayacaklardır.
Yönetmen Liliana Cavani’yi uluslararası üne kavuşturan en ilginç filmi Il Portiere Di Notte (The Night Porter) - Gece Bekçisi, sürprizlerle ilerleyen cesur konusu, karanlık, gizemli ve yoğun atmosferiyle çok tartışılmış ve eleştirilmiş bir yapım.
Naziler, Avusturya’nın gerçek yüzü ve insan ruhunun karanlık yönü üzerine bir film. Fakat aynı zamanda müthiş bir aşk filmi. Bir çok ülkede “sakıncalı filmler” listesinin başındadır. Imdb puanı bu yüzden hak ettiğinin çok altında.
Faşizmin vahşeti, şiddeti, zulümleri, katliamları, işkencehaneleri, kitle imha kampları İspanya’dan (1936-1975) , Almanya’dan (1920-1945), İtalya’dan (1921-1945) tüm Avrupaya yayılmıştı…
Travmatik deneyimler, kitlesel delilik, celladına bile aşık olma gibi istisnai ve çok uç noktada örnekler de yaşanmasına yol açtı…
İtalyan filmciler ve edebiyatçılar körlerin filleri tanımlaması gibi faşizmin en azgınca yaşandığı anavatanlarında ve Avrupada o dönemde yaşanan korkunç olayları ve deneyimleri bölük pörçük de olsa tanıklık tutanağı niteliğinde insanlık tarihine bıraktılar:
I sequestrati di Altona (1962; Vittorio De Sica), Salon Kitty (1976; Tinto Brass) , Salò o le 120 giornate di Sodoma (1975; Pier Paolo Pasolini) , Seven Beauties (1975; Lina Wertmüller), Una Giornata Particolare (1977; Ettore Scola), Amarcord (1973; Federico Fellini), La pelle (1981; Liliana Cavani), Il giardino dei Finzi Contini (1970; Vittorio De Sica), Il portiere di notte (1974; Liliana Cavani) , Kaputt (1944; Curzio Malaparte), La Notte Di San Lorenzo (1982; Paolo Taviani & Vittorio Taviani), Novecento-1900 (1976; Bernardo Bertolucci)
Sir Dirk Bogarde çekimler sırasında çok karanlık bir deneyim yaşadı. Aktörün “Almanlardan bile çok daha Nazi olduklarını” söylediği Avusturya’da çekilen bir sahnede, SS üniformasıyla giriş yapması, caddeyi geçmesi ve bir arabaya binmesi gerekiyordu. Bu şekilde insan içine çıkmaktan “çok korktuğunu” söyledi. Ortaya çıkması için işaret verilene kadar yaşlı bir kadının dairesinde saklandı. Üniformasını örten paltosunu çıkarıp siyah eldivenlerini giyerken yaşlı kadın dizlerinin üzerine çöküp botlarını okşayarak “Yine o güzel günler” diye haykırdığında şaşırdı. Dışarıdaki manzara da daha az rahatsız edici değildi. Bogarde, “Muazzam bir kalabalık vardı ve dışarı çıktığımda sanki Garbo ya da Dietrich gibiydim,” diyor. “Sevinç çığlıkları atıyor ve ‘Horst Wessel Şarkısı’nı [savaştan sonra yasaklanan Nazi marşlarından biri] söylüyorlardı. Bütün çocuklar peşimden koşuyor, elimi tutuyor, üniformama dokunuyorlardı.