Kimitachi Wa Dô ikiru Ka – Çocuk ve Balıkçıl
Süre: 124 Dakika
Ülke: Japonya
2023
Kimitachi Wa Dô ikiru Ka (The Boy and the Heron) - Çocuk ve Balıkçıl, ergenlik döneminde olan bir gencin hikayesini konu ediyor. İkinci Dünya Savaşı sırasıda geçen filmde, küçük bir çocuk olan Mahito, annesini kaybetmesinin ardından taşrada yaşayan babasının yanına taşınmak zorunda kalır. Yeni hayatına alışmaya çalışan Mahito, günlerini terk edilmiş bir kulenin civarında oynayarak geçirir. Mahito oynamak için kuleye gittiğinde, sürekli gri bir balıkçıl kuşu ile karşılaşır. Ancak çok geçmeden hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını anlar.
Miyazaki bu filminde ahşap binalardan oluşan Japon şehirlerini yakıp yıkan kül yığınına çeviren Amerikan bombalarının kendisinde yarattığı derin ruhsal sıkıntıları, travmaları oto sansürsüz olarak resmetmiş…Japon imparatorunun ailesi bile İmparatorluk sarayının bahçesine çıkarak gökyüzündeki ABD yapımı B25 (1941) ya da B29 (1942) bombardıman uçaklarını hayranlıkla seyrediyorlardı…10.000 adet B25, 4000 adet B29 üretilmişti…
Miyazaki harika kabiliyetleri olan, mühendislik harikası, üstün Japon savaş uçağı zerolara hayranlığını ilan etmenin başına dert açacağını bildiğinden filminde bunu gizlemeyi tercih etmiş…
3.000.000’dan fazla Japon 1931-1945 döneminde Çin’de, Filipinlerde, Korede ve başka yerlerde Japon generallerinin Pasifik okyanusunun, Hindistan’ın, Avustralya’nın mutlak hakimi olma hayali uğruna hayatını kaybetmişti…Japonlar bu dönemde 20 milyon Çinliyi öldürdü ve Koreli kadınları açtıkları genelevlerde seks kölesi olarak kullandı…
5 Ocak 1941’de Miyazaki doğdu ve 7 Aralık 1941’de Japonya Pearl Harbor ABD deniz üssüne saldırarak ABD’ne savaş açtı…1942’deki Midway savaşı Japonya’nın ABD ile savaşı kaybedeceğinin işaretiydi…Midway’de Japonlar 4, Amerikalılar 1 uçak gemisi kaybetti…1944’e gelindiğinde Japon uçakları petrol bulamadığından uçamıyordu…Japon pilotlar paraşüt taşımayı reddediyor, Japon askerleri esir alınacaklarını anladıklarında esir alınmayı gururlarına, kibirlerine yediremediklerinden intihar ediyorlardı…
Yönetmen Miyazaki’nin babası (1915-1993) ikinci dünya savaşında Japon savaş sanayinde savaş uçaklarının üretiminde görevliydi…Aile o dönemde parasal açıdan hiçbir sıkıntı yaşamadı…Bir çeşit ayrıcalıklı, seçkin Japon burjuvalarıydılar…
Miyazaki’nin filmlerindeki birçok karakter annesi Yoshiko’dan ilham almıştır.Annesi 1983’te 72 yaşında öldü…Miyazaki ilk anılarından bazılarının Amerikalılar tarafından “bombalanan Japon şehirlerine” ait olduğunu belirtmiştir…
1944’te Miyazaki üç yaşındayken ailesi Utsunomiya’ya taşındı… Temmuz 1945’te Utsunomiya’nın Amerikalılar tarafından bombalanmasından sonra Miyazaki ailesi bu kez Kanuma’ya kaçtı… Bombalama olayı, o zamanlar dört yaşında olan Miyazaki üzerinde kalıcı bir ruhsal etki bıraktı. Miyazaki çocukluğunda sindirim sorunları yaşadı ve kendisine en fazla 20 yaşına kadar yaşayabileceği söylendi…
Dresden’in ABD İngiliz koalisyonunca cehennemi sıcaklıklara ulaşan bombardımanla tümüyle yakılıp kül edilmesi ve bu dönemde Alman sivillerinin diktatörlük yönetiminin türlü baskılarıyla karşılaşarak (açlık, onlarca ülkenin ordularıyla savaşmak için cepheye yollanma, en ufak itaatsizlikte en ufak muhalif tavır sergilenmesi durumunda bile hükümetin celatlarınca idam edilme riski, kronik hastalara ötenazi uygulanması) yaşadığı travmalar, acılar (Alman halkı faşist ırkçı Nazi yöneticilerinin suçlarının aynı zamanda ortağıydı ve tüm Alman sivilleri Hitler’in yükselişine karşı kayıtsız, tepkisiz kaldığından hepsinin elleri kanlıydı) ” Never Look Away -Werk ohne Autor” adlı Alman filmine konu edilmişti…
“The Boy and the Heron -Kimitachi Wa Dô ikiru Ka” adlı Japon filmi de Tokyo’ya yönelik ve cehennemi bir ortam yaratan Amerikan bombardımanıyla açılıyor…Büyüleyici bir görsel şölene dönüşen animasyon 1940’ların Japonyasının ilk yarısından dramatize belgeselmiş gibi başlayıp fantastik bir paralel evrene doğru yol alıyor…Japon savaş uçaklarının üretildiği fabrikayla ilgili çok küçük bir bölüm var…Yönetmen adeta Japon militarizminden utandığını belirtiyor…Yönetmen gerçekçi bir başlangıçtan sonra filmini Harry Potter’vari fantastik bir aleme taşıyor…Kuşkusuz filmin baş kahramanı olan küçük erkek çocuğun genç annesinin Amerikan uçaklarının bombaladığı hastahanede yanarak kül olması çok büyük travma…Yönetmen belki de küçük çocuğun bu büyük acıya aklını kaçırmadan dayanabilmek, direnebilmek, için hayal alemine sığındığını, kaçtığını, halüsinasyonlar, kabuslar gördüğünü ima ediyor…
1931’den itibaren 500 milyon Çinli 100 milyon Japon tarafından sindirilmişti ve ezilmişti…Japonlar aç bırakarak ve süngülerle 20 milyon Çinli öldürdü…Çinlileri kısırlaştırmaya da çalıştılar…Bir konuşmasında 100 milyon Japon var diyen de Japon askeri diktatör Hideki Tojo’ydu…Tojo’nun attığı nutuklarda sürekli olarak barış istedikleri dile getirilmişti….Japon pilotlar paraşüt taşımayı savaş boyunca reddettiler…Yüksek derecede fanatiktiler…
Japonlar Koreli kadınları, kızları Japon ordunun seks köleleri olarak kullanmaktaydı…
Moğol İmparatoru Kubilay Han 1200’lü yıllarda Japonya’yı istila etmek istediğinde korkunç bir tayfun çıkmış ve bu istilayı önlemişti…Bu tayfun ya da kasırgaya Japonlar Kamikaze adını vermişti…2000 kamikaze (Japon intihar pilotu) 30 ABD savaş gemisini batırdı ve 200 ABD savaş gemisine hasar verdi…Japon generaller 1941’de elde ettikleri Filipinler’i 3 yıl sonra kaybettiklerinde savaşı da kaybettiklerini kendi aralarında konuştular…
ABD 1945’te teslim aldığı Japonya topraklarına ABD askeri dışında bir ordunun ayak basmasına izin vermedi…
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ardından teslim olmayı reddeden ve 29 yıl Filipinler’de bir ormanda saklanan Japon askeri Hiroo Onoda 91 yaşında ölmüştü…
Hirō Onoda (1922 -2014), Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri teğmeni Japon asker. Japon Ordusu istihbarat subayıydı. Onoda, II. Dünya Savaşı’ndan sonra teslim olmayı reddetti ve Filipinler’de 29 yıl kaldıktan sonra, 1974’te İmparator Hirohito’nun emriyle onu resmen görevden almak amacıyla kendisi için Japonya’dan Filipinler’e gelen eski komutanının çağrısıyla görevi bırakmıştır.
Hirō Onoda, Shoichi Yokoi’den bir sonra teslim olan sondan bir önceki Japon askeriydi. Teruo Nakamura daha sonra 1974’te teslim oldu.
absolute cinema
muazzam, keşke çocuk olsam tekrar izlesem