Le Jour Se Lève – Gün Ağarıyor
Süre: 93 Dakika
Ülke: Fransa
1939
Paris'teki bir apartmanda, iki adam arasında yaşanan şiddetli bir tartışmadan sonra bir silah patlar. Kurban, daireden çıktıktan kısa bir süre sonra ölür. Saldırgan, polise teslim olmayı reddeder ve etrafı sarılır. Gece boyunca polisin kendisine saldırmasını bekleyen saldırgan, meydana gelen bu dramdan önceki olayları anımsamaya başlar. Önce, genç ve güzel çiçekçi François ile olan karşılaşmasını...
Marcel Carné'in 2. Dünya Savaşı öncesi çektiği son filmi olan Le Jour Se Lève (Daybreak) - Gün Ağarıyor, neredeyse geleceği gören bir kötümserliğe sahip bir başyapıt.
teşekkürler
Tesekkurler, iyiki varsiniz… bu film halen Avrupada seyredilmekte. favorime ekledim, iz birakan bir yapit,..tekrar seyredecegim, kime ne!!!,
Film, dökümhane işçisi olan François’nın (Jean Gabin) Valentin isimli yaşlıca bir adamı öldürmesi ile başlar. Polis tarafından etrafı sarılan François, ne yapacağını bilemez halde beklerken geçmişi ve onu bu duruma sokan koşulları hatırlar.
Film umutsuz bir açmazı anlatır. François’nın bir emekçi ya da bir burjuva olmasının şiirsel gerçekçilikte bir önemi yoktur. Şiirsel gerçekçilik, kaderci bir hayat görüşüne sahiptir. Dönemdaş sayılabileceği Sovyet Montaj sinemasından da bu yönde ayrılır. Sosyal gerçekçilikten uzak, gerçekliği yeniden ve karamsar bir şekilde yaratan ama film estetiğine özel önem gösteren bir anlayışa sahiptir. Marcel Carné filmlerinde bu karamsarlık her daim mevcuttur. İki büyük savaş arası Fransası’nın içinde bulunduğu puslu, karanlık, kötü bir şeylerin olacağını içten içe bilme durumu bu dönem sinemasına da yansımıştır kuşkusuz.
Le jour se lève – Son Ümit bir dönemin karamsarlığını, kaçıştan yoksunluğunu, geleceğe olan ümitsizliğini üstün bir yönetmenlik başarısının yanı sıra geleceğe örnek olacak bir senaryo ve prodüksiyon işçiliği ile bir araya getiren şiirsel gerçekçiliğin en önemli yapıtlarından biri olarak dünya sinemasının parlak bir örneği olmayı sürdürüyor.—————
Geri dönüşleri temsil eden ilk film olmasa da, sinema dilinde çok yeni bir yöntem olarak kabul edildi ve yapımcıları herhangi bir karışıklığı önlemek için ön başlık kartları üzerinde ısrar ettiler.————-
RKO bu filmi Uzun Gece (1947) olarak yeniden yaptı ve bu filmin tüm orijinal baskılarını yok etmeye çalıştı.————–
Filmin açıldığı ve sonrasında bazı sahnelerin yer aldığı ana meydan aslında ana karakterin yaşadığı binalar, dükkanlar, cadde ve yüksek binalar film için yaratılmış. Arka tarafları açıktı, bu da içeride çekim yapmayı kolaylaştırdı ve beğenilen gezici çekimin merdivenin tepesinden dibine kadar yapılmasına izin verdi.——————-
Jean Gabin’in filmin sonlarına doğru kalabalığa yaptığı konuşma ünlüdür. O kadar yoğun bir şekilde role girdi ki, hemen ardından soyunma odasında göz yaşlarına boğuldu.—————-
Bu film, Haziran 1939’da, Fransa’nın ülkeyi işgal eden Nazilere teslim olmasından sadece bir yıl önce gösterime girdi. Bu filmin aleni bir siyasi içeriği olmamasına rağmen, sinema araştırmacısı Roy Armes’e göre, aşağıda sokaktaki kalabalığın kapana kısılmış François ile dayanışmayı ifade ettiği sahne -ki bunu reddeder, sadece yalnız kalmak istediğini bağırarak reddeder- yansıtılır. Dönemin siyasi umutsuzluğu, “Halk Cephesi’nin uyandırdığı coşkuyla başlayan kısa bir döneme tüyler ürpertici bir sonsöz.” [Fransız Sineması, Oxford University Press, 1985, s. 102] Bu görüşün doğrulanması için, Vichy’nin (işgal edilmemiş Fransa) işbirlikçi hükümeti, kısa bir süre sonra, sanki Fransa’nın yenilgisinden kısmen sorumluymuş gibi, filmi “moral bozucu” olduğu gerekçesiyle yasakladı.—————
Steven Schneider tarafından düzenlenen “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film” arasında yer alıyor.