Süre: 141 Dakika
Ülke: ABD , Birleşik Krallık , İrlanda , Macaristan
Yönetmen: Yorgos Lanthimos
Diğer Adı: Poor Things
Tür: Bilim Kurgu , Dram , Komedi , Romantik
7.404İZLENME
3BEĞEN
0BEĞENME
Anders Grundberg
Andrew Hefler
Angela Paula Stander
Attila Dobai
Attila Kecskeméthy
Boris Gillot
Bruna Asdorian
Carminho
Charlie Hiscock
Christopher Abbott
Damien Bonnard
David Bromley
Donovan Fouassier
Dorina Kovács
Emma Hindle
Emma Stone
Gábor Patay
Gustavo Gomes
Hanna Schygulla
Hubert Benhamdine
István Göz
Jack Barton
János Geréb
Jeremy Wheeler
Jerrod Carmichael
Jerskin Fendrix
John Locke
Jucimar Barbosa
Kate Handford
Kathryn Hunter
Keeley Forsyth
Laurent Winkler
Margaret Qualley
Mark Ruffalo
Mascuud Dahir
Miles Jovian
Noah Breton
Owen Good
Patrick de Valette
Ramy Youssef
Raphaël Thiéry
Roderick Hill
Suzy Bemba
Tamás Szabó Sipos
Tom Stourton
Vicki Pepperdine
Vivienne Soan
Wayne Brett
Willem Dafoe
Yorgos Stefanakos
Zen Joshua Poisson
Yorgos Lanthimos
Kubrick, Fellini, Visconti, Bunuel , Terry Gilliam, Jeunet & Caro, Ken Russell, Hitchcock’un başyapıtlarının ayarında tüm sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri…Yönetmenin harika, eşsiz bir sinema vizyonu ve evreni var…Frankenstein uyarlamalarının da kuşkusuz en iyisi…Tam bir deha ürünü…100 adet Delicatessen gücünde ve etkisinde…
Ne oldu bize? Neden böyleyiz? Kendi kültürümüze neden bu denli uzağız? Ben kültürün en damarlısını Emrah filmlerinden öğrendim, yalnız güneş şahitti filmi bir başyapıttır, ne yazık ki sitede yok.
Film faşisti de ilk kez görüyorum.
film bile değil.
Poor Things
Yüzlerce kez değişik adlarla uyarlanan romanın gelmiş geçmiş en iyi uyarlaması…
Emma Stone bu filmde “Cabaret”de mucizevi oyunculuk gösterisi ortaya koyan Liza Minnelli’nin yoğunluğuna ulaşmış…
Willem Dafoe bu filmle Oscar’a aday gösterilmedi ancak Oscar ödüllük bir Doktor Frankenstein performansıyla karşımıza çıktı…
Aday olduğu 11 Oscar’ı kazanmasını dilediğim film…
Tüm sinema tarihinde zirve…
Chaplin, Kubrick, David Lean, Kurosawa bazen en basit bir sahneyi kusursuzlukçu,yani mükemmeliyetçi olduklarından 220 kez tekrar tekrar çekerlerdi…
Yorgos Lanthimos belli ki onların ayarında…
Yorgos Lanthimos Sarayın Gözdesi – The Favourite adlı filminde büyüleyici bir başyapıt yaratmıştı…
Kubrick, Fellini, Visconti, Bunuel , Terry Gilliam, Jeunet & Caro, Ken Russell, Hitchcock’un başyapıtlarının ayarında tüm sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri…Yönetmenin harika, eşsiz bir sinema vizyonu ve evreni var…Frankenstein uyarlamalarının da kuşkusuz en iyisi…Tam bir deha ürünü…100 adet Delicatessen gücünde ve etkisinde…
Cannes festivali yöneticisinin (Thierry Frémaux) Venedik Film Festivaline kaptırdığı için oturup ağladığı filmdir!
Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinemalarındaki seyirci sayısı: 3.139.070
Napoleon’un Haziran 1815 Waterloo yenilgisinden üç yıl sonra yayınlanan ve Mary Shelley (1797–1851) tarafından yazılan “Frankenstein” (Yayın tarihi: 1 Ocak 1818 Perşembe) esin kaynağı olmaya devam ediyor!
Poor Things / Yorgos Lanthimos /2023
Tender Son: The Frankenstein Project / Kornél Mundruczó / 2010
Gothic / Ken Russell /1986
Young Frankenstein / Mel Brooks /1974
Tender Son: The Frankenstein Project / Kornél Mundruczó / 2010
Mary Shelley’in 1818’de yayınlanan “Frankenstein” adlı romanı bir kez daha beyazperdeye uyarlandı…Bu Macar filmini Alman ve Avusturya sermayesi destekledi…Yapım bütçesi 1.600.000 Euro olan film tek kelimeyle mütevazı…Hayal gücünü zenginleştirmek,genişletmek amacıyla uyuşturucu kullanan romancılardan biri olan Mary Shelley (1797-1851) tarafından yazılan “Frankenstein; or, The Modern Prometheus” adlı romanın günümüze uyarlanması bu…Tarihçilere göre, Mary Shelley’in “Frankenstein” (1818) ve John William Polidori’nin “The Vampyre” (1819) adlı edebiyat eserlerinin doğuşu İsviçre, Cenevre’de bir evde hep beraber uyuşturucu çeken Lord Byron, Percy Shelley (Mary Shelley’in kocası), Mary Shelley ve Polidori’nin buluşmasından, bir araya gelmesinden sonra gerçekleşti…Bu hikayeyi Ken Russell “Gothic” adlı filminde beyazperdeye taşımıştı…”Szelíd teremtés – A Frankenstein-terv” adlı filme gelince…Bir çocuğa biyolojik anne baba olmaktan kolay bir şey yok…Çocuğa karşı sorumluluk ve görevlerini yerine getirmek bu işin en zor tarafı…17 yıl önce genç anne babasının bakmak istemediği (genç baba 16 yaşındayken sevgilisini hamile bırakmıştır) ,çocuklarına karşı tüm görevlerinden ısrarla kaçtığı, bir erkek çocuk yetimhaneye terk edilmiştir…17 yaşında yetimhaneden kaçan kızgın, öfke dolu adam anne babasına ulaşırken birbirini takip eden cinayetler işler, özellikle ilk işlediği cinayet adeta vahşi bir kaplanın acımasızlığındadır…Yetimhane deneyiminin, itilip kakılmanın, kimsesizliğin travmatik izleri belli ki genç adamın akıl sağlığını tümüyle bozmuştur…Adeta bir canavara dönüşen, cinnet geçiren genç adamın ilk cinayetini işledikten sonra cinsel yakınlık duyduğu genç kıza söyledikleri onun tümüyle akıl sağlığını yitirmiş olduğunun altını çizer… Ortalık kan gölüne dönüşür ve gerçeklikten, dünyadan tümüyle kopmuş, hasarlı, arızalı genç adam adeta suç makinesine dönüşür…
Coen kardeşlere, Kubrick’in “The Shining”ine, Terrence Malick’in “Badlands”ine kadar pek çok filme de göz kırpan film 2010’da Cannes film festivalinde büyük ödül Altın Palmiye için yarıştı…Bu mütevazı filmin Cannes film festivaline kabul edilmesinin tek gerekçesi olabilir; o da Mary Shelley’in “Frankenstein”ından yapılan uyarlama olması…
Poor Things, Freud ve Lacancı bir yaklaşımla okunduğunda çocukluğun evreleriyle karşı karşıya kalınır. Filmin mizanseni/dekorları küçük bir çocuğun zihnini canlandırır. Siyah beyaz ve renkli sekansları, planları içermesinin sebebi de yine bebeklik, çocukluk dönemlerindeki renkleri algılama biçiminden kaynaklanır. Filmde çocukluk evreleri anlatılırken farklı yaş aralıklarına da yer verilir. bu durum id, ego, super ego olarak da okunabilir. bu nedenle de film 3 veya 4 perdeye ayrılır. Akademik bir film eleştirisi/okuması yapıldığında harika ve bir o kadar da bilimsel bir filmdir.