Possession – Saplantı
Süre: 124 Dakika
Ülke: Almanya , Fransa
1981
Possession, bir süredir evli olan Anna ve Marc çiftinin hayatlarındaki bir döneme odaklanıyor. Marc, açıklanmayan resmi bir görevi bitirerek nihayet bir süredir uzak olduğu Batı Berlin’deki evine dönüyor, ancak karısı Anna’nın kendisini terk etmekte olduğunu öğreniyor. Anna, bir ilişkisi olduğunu, bir süredir Heinrich ile bir aşk yaşamakta olduğunu itiraf ediyor. Bu sırada Anna, aşkının esiri olmuş bir kadın portresi çiziyor; günlerce eve gelmiyor, oğlu Bob’u dahi umursamıyor, kurulmuş bir saat gibi, en şiddetli kavgayı bile yarıda kesip sevgilisine koşuyor. Ancak çok geçmeden Anna’nın sevgilisi Heinrich’i de terk ettiği ortaya çıkıyor. Marc, karısının peşine bir dedektif takmak zorunda kalıyor ve böylece gerçek, su yüzüne çıkıyor. Ve bir dizi karanlık, tuhaf, histerik, saplantılı ve gerçek dışı (ya da sürreal – gerçeküstü) olay vuku buluyor; Anna, Marc ve Heinrich’in hayatlarına dühul eyliyor.
sanatı anlamak için zekayı kullanmak gerekli tabii
filmden ziyade isabelle adjani’nin performansı hakkında bir şeyler yazmak istedim. filmdeki ilişki kavgası sahnesi müthişti. sinema tarihinde bu kadar iyisi anca nicolas roeg’in bad timing’inde rastlanmıştı. izleyenler bilirler oradaki kavga da efsanedir. ısabelle adjani hem çok güzel, hem çok histerik hem de gerçekten ruhunu ortaya koyarak oynamış. o nasıl histeri krizidir, delirmedir aman yarabbim. öyle bir şey izlemedim daha önce. kesinlikle oynaması zor olan bir rolü fazlasıyla iyi canlandırmış ve zaten zamanında cannes’dan ödülü de kapmış. cronenberg seyircisi bu filmi çok sever. benzer bir kadın performansı izlemek isteyenler için önerim: https://ugurfilm3.xyz/blue-jasmine/
paylaşım için teşekkürler
Çok farklı ve mükemmel bir film
Sanat, Korku, Surrealizm, “Çöp” ve Gotik Melodram’ın Mükemmel Birlikteliği.
filmden ziyade isabelle adjani’nin performansı hakkında bir şeyler yazmak istedim. filmdeki ilişki kavgası sahnesi müthişti. sinema tarihinde bu kadar iyisi anca nicolas roeg’in bad timing’inde rastlanmıştı. izleyenler bilirler oradaki kavga da efsanedir. ısabelle adjani hem çok güzel, hem çok histerik hem de gerçekten ruhunu ortaya koyarak oynamış. o nasıl histeri krizidir, delirmedir aman yarabbim. öyle bir şey izlemedim daha önce. kesinlikle oynaması zor olan bir rolü fazlasıyla iyi canlandırmış ve zaten zamanında cannes’dan ödülü de kapmış. cronenberg seyircisi bu filmi çok sever. benzer bir kadın performansı izlemek isteyenler için önerim: https://ugurfilm3.xyz/blue-jasmine/
Paylaşım için teşekkürler, ayrıca Andrzej Żuławski’nin 2015 tarihli Cosmos filmini de yayınlayabilir misiniz? Teşekkür ederim…
saçmalamak sanatsa bu film gerçek bir başyapıt
sanatı anlamak için zekayı kullanmak gerekli tabii
Yanlışlıkla izledik… bu tür filmler böyle… saçma sapan… oyuncuların emeklerine yazık…
VAKİT KAYBI.
tam anlayamamış olabilirim ama bence film baya ıyı bı film biride oyucuların emeklerine yazık yazmış kan film festivalinde ödül almış oyuncu.
Sahnelerin bir araya getiriliş biçimiyle son derece sıra dışı ve alışılmadık ama kesinlikle mükemmel bir anlam içeren gerçekten düşündürücü, rahatsız edici ve korkutucu bir sürrealizme düşen iyi bir film.
Rahatsiz edici boyutta yoğun bir suçluluk-tutku- nihilizm hamuru. Adjani, sadece güzel bir yüz olmadiginin nice kanotlarindan biri. Metrodaki tam bir gösteri sanatları şöleniydi. Sahne oynundan mi uyarlama acaba? Avustralyali usta oyuncu Sam Neillde olağanüstü bir performans sergilemiş. Hopkins taninmiyacak bir rolde. Kadro bu kadar esasli olunca esaretine aliyor seyirciyi.