Sadece İsrail’de 400, ABD’nde 7000 nükleer silah var…Pakistan, Hindistan, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Kuzey Kore gibi ülkelerde de binlerce nükleer silah var…Oppenheimer filmini seyredenler o filmde İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyasının bilim insanı Wernher von Braun’un V1 ya da V2 bomba yüklü balistik füzelerinden birinin İngiltere’ye doğru yol aldığını görmüştü…Teknolojik devrimler bilimsel ilerlemeler en öldürücü kitle imha silahlarının üretimine kapıyı açmıştı…Nazilerin Afrikadaki Uranyum madenlerine el koyarak atom bombası üretme ihtimali ABD’ne sığınan Yahudi bilim insanlarını ürkütmüş ve bu bilim insanları ABD Başkanı Roosevelt’i harekete geçirerek Kanadadaki uranyumla 1939’dan 1945’e kadar uzanan bir süreçte o dönemin 2 milyar doları harcanarak ABD’nin ilk atom bombası üreten ülke olması sağlanmıştı…
The Day After dünya üzerinde çok kapsamlı bir nükleer savaş çıktığında yani kitle imha silahları topluca kullanıldığında milyarlarca insanın birkaç saat içinde buharlaşarak öleceğini, geri kalanların bir çeşit Zombieye dönüşerek radyasyon bulaşıklığından dolayı ölümcül derecede kanser yaralarıyla kısa süre içinde öleceğini, insanlığın taş çağına geri döneceğini, sağ kalanların bir iç savaşın kurbanı olacağını anlatan, bilinen en gerçekçi korku filmi…
Albert Einstein’ın dediği gibi küresel nükleer savaş olursa sağ kalan insanlar bir sonraki küresel savaşı taş ve sopalarla yapmak zorunda kalacak… The Day After’ı 1983’te 100 milyondan fazla Amerikalıyla birlikte seyrederek dehşete kapılan ABD Başkanı Ronald Reagan nükleer bir kitlesel savaş olasılığını ortadan kaldırmak için her tür önlemi almanın yollarını aramaya başlamıştı…
Kırk yıl öncesinin ilkel bilgisayar efektleri bile The Day After’da fazlasıyla dehşet verici, korkunç ve çok ürkütücü sahneler yaratmayı başarıyor!
20 Ocak 1961’de ABD başkanı Kennedy göreve başladığında Sovyetlerin elinde dünya üzerindeki yaşamı iki kez yok edebilecek kadar nükleer silah vardı…Aynı tarihte ABD’nin elinde dünya üzerindeki yaşamı on kez yok edebilecek nükleer silah vardı…Bugün İsrail’in bile elinde 400 nükleer silah olduğu tahmin ediliyor…
“Kıyamet Günü” Olasılığı ve Senaryosu:
1996’da yayınlanan ve İsrail -İran savaşı yan konularından biri olan bir bilimkurgu romanı okuyan herkesin tüylerini ürpertti. Romanın adı: “Richter 10 – Deprem Richter 10”du (Resif Yayınları; Yazarlar: Arthur C. Clarke, Mike McQuay). “Richter 10 – Deprem Richter 10”un yazarlardan ilki olan Clarke (1917 – 2008), “2001: A Space Odyssey” (1968’de gösterime sunuldu) ve “2010”(1984’te gösterime sunuldu) adlı sinema filmlerine konu olan metinleri de yazmıştı.
“Richter 10 – Deprem Richter 10”da İran’dan gelen saldırıya karşılık olarak İsrail nükleer silâhlarını (“Masada Opsiyonu”) Müslüman hedeflerine yolluyor ve bunun sonucunda sadece ilk gün 60 milyondan fazla insan ölüyordu (Sayfa: 77, 104, 197, 212, 235). Nükleer patlamalar sadece Orta Doğu’yu ve tüm petrollerini radyasyona maruz bırakmakla kalmıyor, yeraltında da derin etkiler yaratıyordu: İlk olarak Arap plâkası etkileniyor, o ise Türk – Ege ve İran plâkalarını hareketlendiriyordu. Domino taşlarının düşüşü gibi gelişiyordu her şey. Hint – Avustralya ve Avrasya plâkaları da birbiri ardından kırılmaya başlıyordu.
1961 yılında bile Sovyetler Birliği tüm dünyadaki yaşamı iki kez, ABD ise tüm dünyadaki yaşamı on kez yok edecek nükleer silahlara sahipti…Yani 63 yıl önce bile iki ülke dünya üzerindeki yaşamı on iki kez yok edebilecek nükleer silahlara sahipti…
2024 yılındayız ve İran nükleer silahlar üretiminin eşiğindedir…Bugün İsrail’in elinde bile 400 kadar nükleer başlıklı füze olduğu tahmin ediliyor…Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan, İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD de nükleer silahlara sahip…
Nükleer savaşla insanlığın yok oluşu en azından dört büyük filmde canlandırıldı…Yeryüzünde insan uygarlığı bu dört filmde yok oldu…On the Beach (1959; Stanley Kramer), Doctor Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964; Stanley Kubrick), Planet of the Apes ( 1968 ;Franklin J. Schaffner), The Day After (1983; Nicholas Meyer)…1968’de gösterime sunulan filmde 25 Kasım 3978 yılındaki dünya gezegenine bir zaman yolculuğuyla ulaşan bir ekip geçmişte çıkan bir nükleer savaşta dünya gezegenindeki insan uygarlığının yok olduğunu keşfetti…
The Ultimate Quotable Einstein (Alice Calaprice tarafından yazılan kitap) ve daha birçok kaynakta “3. dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum lakin (ancak) 4. dünya savaşında mızrak, taş ve sopaların kullanılacağını biliyorum” sözünün 1946, 1947 ve 1949’da çeşitli kişilerce dile getirildiği belirtiliyor…
Bu kişiler: General Omar Bradley (1893-1981), fizikçi Albert Einstein (1879-1955), gazeteci Walter Winchell (1897-1972) , Amerikalı siyasetçi, akademisyen J. William Fulbright (1905-1995) Sözü ilk sarf eden ise Einstein değil adı bilinmeyen bir ABD ordusu teğmeni…
Sitemizdeki tüm video içerikleri, çeşitli video servislerinden eklenmektedir. Video hak sahipleri kaldırılması istenen içerik ile ilgili olarak İLETİŞİM bölümünden yazmaları halinde en fazla 3 gün içerisinde içerik kaldırılacaktır. İLETİŞİM, sitemap
Distopya filmleri sevenlerin beğeneceğine eminim güzeldi.
Sadece İsrail’de 400, ABD’nde 7000 nükleer silah var…Pakistan, Hindistan, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Kuzey Kore gibi ülkelerde de binlerce nükleer silah var…Oppenheimer filmini seyredenler o filmde İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyasının bilim insanı Wernher von Braun’un V1 ya da V2 bomba yüklü balistik füzelerinden birinin İngiltere’ye doğru yol aldığını görmüştü…Teknolojik devrimler bilimsel ilerlemeler en öldürücü kitle imha silahlarının üretimine kapıyı açmıştı…Nazilerin Afrikadaki Uranyum madenlerine el koyarak atom bombası üretme ihtimali ABD’ne sığınan Yahudi bilim insanlarını ürkütmüş ve bu bilim insanları ABD Başkanı Roosevelt’i harekete geçirerek Kanadadaki uranyumla 1939’dan 1945’e kadar uzanan bir süreçte o dönemin 2 milyar doları harcanarak ABD’nin ilk atom bombası üreten ülke olması sağlanmıştı…
The Day After dünya üzerinde çok kapsamlı bir nükleer savaş çıktığında yani kitle imha silahları topluca kullanıldığında milyarlarca insanın birkaç saat içinde buharlaşarak öleceğini, geri kalanların bir çeşit Zombieye dönüşerek radyasyon bulaşıklığından dolayı ölümcül derecede kanser yaralarıyla kısa süre içinde öleceğini, insanlığın taş çağına geri döneceğini, sağ kalanların bir iç savaşın kurbanı olacağını anlatan, bilinen en gerçekçi korku filmi…
Albert Einstein’ın dediği gibi küresel nükleer savaş olursa sağ kalan insanlar bir sonraki küresel savaşı taş ve sopalarla yapmak zorunda kalacak…
The Day After’ı 1983’te 100 milyondan fazla Amerikalıyla birlikte seyrederek dehşete kapılan ABD Başkanı Ronald Reagan nükleer bir kitlesel savaş olasılığını ortadan kaldırmak için her tür önlemi almanın yollarını aramaya başlamıştı…
Kırk yıl öncesinin ilkel bilgisayar efektleri bile The Day After’da fazlasıyla dehşet verici, korkunç ve çok ürkütücü sahneler yaratmayı başarıyor!
20 Ocak 1961’de ABD başkanı Kennedy göreve başladığında Sovyetlerin elinde dünya üzerindeki yaşamı iki kez yok edebilecek kadar nükleer silah vardı…Aynı tarihte ABD’nin elinde dünya üzerindeki yaşamı on kez yok edebilecek nükleer silah vardı…Bugün İsrail’in bile elinde 400 nükleer silah olduğu tahmin ediliyor…
“Kıyamet Günü” Olasılığı ve Senaryosu:
1996’da yayınlanan ve İsrail -İran savaşı yan konularından biri olan bir bilimkurgu romanı okuyan herkesin tüylerini ürpertti. Romanın adı: “Richter 10 – Deprem Richter 10”du (Resif Yayınları; Yazarlar: Arthur C. Clarke, Mike McQuay). “Richter 10 – Deprem Richter 10”un yazarlardan ilki olan Clarke (1917 – 2008), “2001: A Space Odyssey” (1968’de gösterime sunuldu) ve “2010”(1984’te gösterime sunuldu) adlı sinema filmlerine konu olan metinleri de yazmıştı.
“Richter 10 – Deprem Richter 10”da İran’dan gelen saldırıya karşılık olarak İsrail nükleer silâhlarını (“Masada Opsiyonu”) Müslüman hedeflerine yolluyor ve bunun sonucunda sadece ilk gün 60 milyondan fazla insan ölüyordu (Sayfa: 77, 104, 197, 212, 235). Nükleer patlamalar sadece Orta Doğu’yu ve tüm petrollerini radyasyona maruz bırakmakla kalmıyor, yeraltında da derin etkiler yaratıyordu: İlk olarak Arap plâkası etkileniyor, o ise Türk – Ege ve İran plâkalarını hareketlendiriyordu. Domino taşlarının düşüşü gibi gelişiyordu her şey. Hint – Avustralya ve Avrasya plâkaları da birbiri ardından kırılmaya başlıyordu.
çeviriyi yapan arkadaş google translate kullanmış sanırım
1961 yılında bile Sovyetler Birliği tüm dünyadaki yaşamı iki kez, ABD ise tüm dünyadaki yaşamı on kez yok edecek nükleer silahlara sahipti…Yani 63 yıl önce bile iki ülke dünya üzerindeki yaşamı on iki kez yok edebilecek nükleer silahlara sahipti…
2024 yılındayız ve İran nükleer silahlar üretiminin eşiğindedir…Bugün İsrail’in elinde bile 400 kadar nükleer başlıklı füze olduğu tahmin ediliyor…Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan, İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD de nükleer silahlara sahip…
Nükleer savaşla insanlığın yok oluşu en azından dört büyük filmde canlandırıldı…Yeryüzünde insan uygarlığı bu dört filmde yok oldu…On the Beach (1959; Stanley Kramer), Doctor Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964; Stanley Kubrick), Planet of the Apes ( 1968 ;Franklin J. Schaffner), The Day After (1983; Nicholas Meyer)…1968’de gösterime sunulan filmde 25 Kasım 3978 yılındaki dünya gezegenine bir zaman yolculuğuyla ulaşan bir ekip geçmişte çıkan bir nükleer savaşta dünya gezegenindeki insan uygarlığının yok olduğunu keşfetti…
The Ultimate Quotable Einstein (Alice Calaprice tarafından yazılan kitap) ve daha birçok kaynakta “3. dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum lakin (ancak) 4. dünya savaşında mızrak, taş ve sopaların kullanılacağını biliyorum” sözünün 1946, 1947 ve 1949’da çeşitli kişilerce dile getirildiği belirtiliyor…
Bu kişiler: General Omar Bradley (1893-1981), fizikçi Albert Einstein (1879-1955), gazeteci Walter Winchell (1897-1972) , Amerikalı siyasetçi, akademisyen J. William Fulbright (1905-1995) Sözü ilk sarf eden ise Einstein değil adı bilinmeyen bir ABD ordusu teğmeni…