Uzak
Süre: 110 Dakika
Ülke: Türkiye
2002
Yusuf, kasabada ona bir gelecek olmadığına karar vererek İstanbul'a gelmiştir. Daha önce şehre yerleşmiş akrabası Mahmut'un yanında kalıp uzaklara giden gemilerde miço olarak iş bulmak ister. İdeallerine ulaşmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Fotoğrafçı Mahmut ise, idealleriyle arasının gitgide açıldığının bilincindedir. Üstelik, kendini bu durumdan kurtarmak için de hiçbir şey yapamaz ya da yapmaya yanaşmaz.
Siyasi çalkantıların da peşi sıra takip ettiği Türk Sineması ülke sorunlarını dile getiren, tüketim kültürüyle iç içe geçmiş, kimi zaman kültürüyle yozlaşmalara da sahne olmuştur. Bu durum sinemada işlenmeye başlayan yabancılaşma kavramını da gündeme getirir. Ceylan’ın “Uzak” filminde de kullandığı yabancılaşma, modern ve geleneksel arasında kalmış insanın içinde bulunduğu durum ile ilişkilendirilerek verilmiş. Şehirleşme karşısında kalabalıklar içerisinde yalnızlaşan insanlar konumlanırken bunun getirisi olarak da yabancılaşma durumu ön plana çıkar. Köy ve şehir hayatı karşılaşmasının da sıklıkla yer aldığı filmde, köy iyi niyet timsali ve yardımlaşmayı vurgularken, şehir tam aksine insanların birey olarak kabul görmüşlüğünü ve kendiliğini ön plana çıkarmıştır. Şehir mantığı olarak “her koyun kendi bacağından asılır” durumu söz konusudur.
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes'da 3 ödül birden alan filmi Uzak, toplam 31 ödül kazandı.
Bir ayağı köyde bir ayağı kentte olan bir toplumu çok güzel betimlemiş. Kentte bir şekilde tutunmuş olanların yeni göçenler ile verdiği özel alan-kamusal alan mücadelesi de cabası. Özetle köyde olsun kentte olsun ideallerin ne kadar “uzak” olduğunu anlatan bir film.