The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover – Aşçı, Hırsız, Karısı Ve Aşığı
Süre: 124 Dakika
Ülke: Birleşik Krallık , Fransa
1989
Kaba bir kişiliğe sahip mafya babası Albert, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam kentin en şık restoranlarından birinde kurdurduğu açgözlü sofrada yemek vermektedir. Georgina, Albert'in kabalıklarına artık dayanamamaktadır. Karşı masada oturan yabancı bir adam, Georgina'nın ilgisini çeker. Yabancı ile Georgina arasındaki elektrik, bir süre sonra restoranda gizli bir flörte dönüşecektir...
Neredeyse tamamı bir restoranda geçen The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover - Aşçı, Hırsız, Karısı Ve Aşığı, 7 ödül kazanmış bir sinema dersi.
sıradışı fimlerden hoşlananlar için tam bir sinema şöleni.Bu filmi bizlerle buluşturduğunuz için çok teşekkürler Uğur film
Bon appétit! it’s french.
IMDB PUANI 4 BİLE ETMEZ. TAMAMEN SAÇMALIKLARLA DOLU BİR FİLM. BUNU İZLEYECEĞİNİZE BULMACA ÇÖZÜN YA DA UYUYUP DİNLENİN.
Yorum yaptığın birçok filmde olduğu gibi, bu filme de bomboş bir yorum yapmışsın. Bir filmi anlamamış olabilirsin. Entelektüel seviyen yeterli olmayabilir. Bunlar gayet doğal şeyler. Bu gibi durumlarda ” ben filmi anlamadım, o sebeple bana geçmedi” gibi şeyler yazarsan, izlemeye hevesli olan insanları da etkilemiş olmazsın. Şimdi gelelim neyi anlamadığına…
Film, kaba gücün, iktidarın ve açgözlülüğün nasıl her şeyi çürüttüğünü anlatan alegorik bir film. Restoran, toplumun kendisi gibi çalışır: Hırsız Albert zorba iktidarı, aşçı itaati ve sistemi, karısı Georgina bastırılmış vicdanı ve arzuyu, aşığı ise özgürlüğü ve düşünceyi temsil eder. Renklerle bölünen mekânlar (kırmızı–şiddet, beyaz–sahte saflık, yeşil–kaçış umudu) karakterlerin ruh hallerini yansıtır. Georgina’nın yasak aşkı bir isyan biçimidir ama bu isyan sistem tarafından ezilir; finaldeki yamyamlık ise gücün en sonunda kendini yemesi, zorbanın kendi şiddetiyle cezalandırılmasıdır. Greenaway burada klasik bir hikaye anlatmaz; resim, opera ve tiyatro gibi davranarak “medeniyet” dediğimiz şeyin altında hala ilkel bir vahşet olduğunu yüzümüze çarpar. Rahatsız edici, soğuk ama çok bilinçli bir film.
SEN ÇOK MEDENİ, KÜLTÜRLÜ VE BİLGİLİ OLDUĞUN İÇİN ÖDÜL ALMAYI HAK EDEN BİR YORUMLA İNSANLARIN FİKİRLERİNE SALDIRIYORSUN VE BU DA GÖSERİYOR Kİ FİLM SANA TAM ANLAMIYLA GEÇMİŞ!!!
BURADA HİÇ KİMSE BİR FİLM YA DA SANAT YÖNETMENİ VE ELEŞTİRMENİ OLARAK YORUM YAPMAK ZORUNDA DEĞİL VE KENDİ FİKİRLERİNİ HÜR OLARAK İFADE ETME HAKLARI VAR; BIRAK TA İNSANLAR İSTEDİKLERİ GİBİ YORUM YAPSINLAR VE SEN DE İSTEDİĞİN YORUMU BAŞKA İNSANLARIN FİKİRLERİNE SALDIRMADAN, HAKLARINA GİRMEDEN YAP. BEN SENİN GİBİ DÜŞÜNÜP SENİN BEĞENDİKLERİNİ BEĞENMEK ZORUNDA DEĞİLİM. BEĞENMEYENLER YORUMLARIMI OKUMADAN İZLESİNLER. EĞER BURADA BİLE BİZE VERİLEN OLANAKLAR DOĞRULTUSUNDA BAŞKALARININ DÜŞÜNCELERİNE SALDIRMADAN EDİLMİYORSA ŞU AN İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ TOPLUMUN BOZULMASININ NEDENLERİNDEN BİRİ DE BU OLSA GEREK!
Kimsenin bir filmi sevme ya da sevmeme zorunluluğu yok, buna katılıyorum. Benim itirazım beğeniye değil; gerekçesiz ve yönlendirici ifadelerine. . “Saçmalık”, “izlemeyin” gibi yorumlar kişisel bir fikir olmaktan çıkıp başkalarının izleme isteğini doğrudan etkileyen etiketlere dönüşüyor. Bir filmi neden sevmediğini açıklamak ile filmi toptan değersiz ilan etmek arasında fark var.
Sen bomboş bor adamsın.